30/07/2026
Dün gece Bobo'muzu kaybettik.
Gece saatlerinde bir anda halsiz ve nefes almakta zorlanır halde gördük. Karnının da şiştiğini fark etmemiz üzerine hiç vakit kaybetmeden kliniğe ulaştırdık. Yapılan muayenede midesinin düğümlendiği tespit edildi. Yapılan bütün müdahalelere rağmen maalesef kurtaramadık.
İnsan bazen yıllardır her gün gördüğü birinin hep orada olacağını sanıyor. Bobo da öyleydi. O kadar uzun zamandır bizimleydi ki, sanki bu kampüs ondan önce de varmış gibi düşünmek bile zor geliyor. Oysa o, on yılı aşkın süredir bu kampüsün sabahlarına, akşamlarına, sessizliğine, telaşına, mezuniyetlerine, vedalarına tanıklık etti. Binlerce insan geldi geçti, Bobo hep burada bizimle kaldı.
Onun sevgisi de kendisi gibiydi. Gösterişsiz ama kocamandı.
Yanına oturduğunuzda başını usulca dizinize bırakışı... İsmini duyunca gülmeye başlaması... Hemen yanınıza koşması… O kocaman cüssesine rağmen çocuk gibi sevgi istemesi... Her gün aynı heyecanla bizi karşılaması...
Son bir yıl ona çok ağır geldi. Hastalıklar, operasyonlar, tedaviler... Defalarca "acaba bu kez kalkabilecek mi?" diye korktuk. Ama o her defasında, sanki bize "Merak etmeyin, ben daha buradayım." der gibi yeniden ayağa kalktı. Gücüyle bize güç kattı. İşte bu yüzden dün gece de onu yine birlikte evine getireceğimize inanıyorduk.
Meğer insan, bazı vedalara ne kadar hazırlanırsa hazırlansın hazırlanamıyormuş.
Bugün padok aynı padok.
Yürüdüğümüz yollar aynı.
Ağaçlar, kulübeler, mama kapları... Hepsi yerli yerinde. Ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Çünkü bazen bulunduğunuz yeri sadece paylaşmaz; oraya ait olursunuz. Gidince geriye yalnızca bir boşluk kalmaz. Bir alışkanlık, bir güven, bir neşe, bir dönem eksilir. Bobo da bize bunu bıraktı.
Bu kampüste onu tanımayan insanlar olacak artık. Ama onu tanıyan hiç kimse onu unutmayacak.
Hoşça kal canım oğlumuz.
Bize sevgiyi bu kadar sessiz, bu kadar karşılıksız öğrettiğin için teşekkür ederiz.
İyi ki bizimleydin, iyi ki bizi seçtin. Hep bizimle olacaksın 🤍.