30/04/2026
NEFSİME TAVSİYELER 17
GÜL YETİŞTİRENLER DİKENLERE KATLANIRLAR
Konya'nın yetiştirdiği alimlerimizden Veyiszâde Mustafa (Kurucu) Efendi der ki: "Bir gül için, bin dikene katlanırım."¹ Fuzûlî merhum da meşhur "Su Kasidesi"nin bir beytinde der ki:
"Yâr için ağyare minnet ettiğim ayb eyleme,
Bağban bir gül için bin hâre hizmetkâr olur."
(Yâr için düşmanlara minnet ediyorsam, bununla beni ayıplama! Zira bir bahçıvan güzel bir gül yetiştirmek için belki bin dikenin hizmetkârı olur.)² Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de öyle değil miydi? Gül yetiştirmek için nice dikenlere katlanmadı mı? Mekke döneminde nice eziyetlere, sıkıntılara, hakaretlere sabretmiştir; nice yetişecek güller (sahabeler) hatırına! Allah (azze ve celle) de onun azminin ve emeğinin karşılığını vermiştir. En azılı müşriklerin dahi evlatları, ileriki yıllarda müslüman olmuştur. Şimdi bunlardan birkaç örnek vereceğim:
İlk olarak İslam'ın en azılı düşmanı, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından, "Bu ümmetin firavunu"³ diye bize tanıttığı Ebû Cehil'den başlayalım. Ebû Cehil Amr b. Hişâm'ın⁴ yaptıklarını bilmeyenimiz yok gibidir. Hazret-i Peygamber'e, Müslümanlara ve İslâm'a nice hakaretler etmiştir. (Bknz: 96/Alak Sûresi, 6-19) Hayatı boyunca İslâm aleyhinde çalıştı, halkın müslüman olmasını engelledi, müslüman olanları da inançlarından vazgeçirmeye gayret etti.⁵ Ebu Cehil, müşriklerin muharebe ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bizzat karşıladığı Bedir Savaşı’nda ensardan Afrâ’nın oğulları Muâz ve Muavviz tarafından öldürüldü. Bu iki kardeşin onu yaraladıkları ve başının Abdullah b. Mes‘ûd tarafından kesildiği de rivayet edilmektedir.⁶ Onun oğlu İkrime (radıyallâhu anh) Mekke fethedilince bütün Mekkeliler bağışlandığı halde İkrime ile bazı İslâm düşmanlarının görüldükleri yerde öldürülmeye mahkûm edilmeleri sebebiyle Yemen’e kaçtıysa da fetih günü İslâm’ı kabul eden eşinin isteği üzerine bağışlandı ve Mekke’ye dönüp müslüman oldu. Onun dönüşüne sevinen Peygamberimiz (aleyhi's-salâtü vesselâm), “Süvari muhacir, hoş geldin!” diyerek kendisini kucaklamıştır.⁷ Hazret-i İkrime, Hazret-i Ömer'in (radıyallâhu anh) halîfeliği döneminde, Yermûk harbinde şehit edilmiştir.⁸
Yine İslâm düşmanlarından biri de azılı müşriklerden ve kölesi Hazret-i Bilâl'e (radıyallâhu anh) çeşitli işkenceler eden Ümeyye b. Halef'tir. “Ümeyye, Hz. Peygamber’i davasından vazgeçirmek amacıyla müşrik liderleri tarafından girişilen teşebbüslerin hepsinde kardeşi Übey b. Halef ile birlikte yer aldı...Bir gün Hz. Peygamber, Kâbe civarında namaz kılarken içlerinde Ümeyye b. Halef’in de olduğu müşrikler onunla alay etmeye başladılar. Ebû Cehil’in teşvikiyle Ukbe b. Ebû Muayt, yeni doğuran bir devenin etenesini (döl eşi, meşime) ve diğer artıklarını getirip secdeye vardığı sırada Resûlullah’ın üzerine attı. Buna karşılık Resûl-i Ekrem şöyle dedi: “Allahım! Bu Kureyşliler’in bana yaptıklarını sana arzediyorum. Ebû Cehil b. Hişâm’ı, Utbe b. Rebîa’yı, Şeybe b. Rebîa’yı, Ukbe b. Ebû Muayt’ı, Ümeyye b. Halef’i sana havale ediyorum.” (Buhârî, “Cizye”, 21).”⁹ İslam'ın azılı düşmanlarından olan Ümeyye b. Halef, Bedir savaşında öldürülmüştür.¹⁰ Onun oğlu Safvân b. Ümeyye (radıyallâhu anh), müellefe-i kulûbdan¹¹ sayılan bir sahâbîdir. “Câhiliye döneminde Dârünnedve’de kabilesi adına kendisine verilen meysir ve ezlâm görevlerini yürütüyor, güzel konuşmasıyla tanınıyor ve meşhur Arap hakemleri arasında sayılıyordu. Babası Ümeyye b. Halef’in Bedir Gazvesi’nde öldürülmesi üzerine, amcasının oğlu Umeyr b. Vehb, Safvân’a gelerek borçlarını ödemesi ve ailesinin bakımını üstlenmesi karşılığında Medine’ye gidip Hazret-i Muhammed’i öldürebileceğini söyledi. Safvân babasının intikamını almak için bu teklifi kabul etti. Ancak Umeyr b. Vehb, Medine’de Resûlullah’ın karşısına çıktığında Resûlullah’ın ona Safvân’la yaptığı konuşmayı ve suikast planlarını bildiğini söylemesi üzerine onun vahiy aldığına inanarak müslüman oldu.”¹² Savfân, "Mekke fethedildiği gün kaçtı. Karısı Naciye bt. Velîd b. Muğîre müslüman oldu. Safvân'ın amcasının oğlu Umeyr b. Vehb ona, Resûlullâh'dan (sallallahu aleyhi ve sellem) bir emân getirdi. Bunun üzerine kaçtığı yerden geri dönüp geldi. Müslüman olmadan önce Huneyn Savaşı'nda bulundu; sonra müslüman oldu. Resûlullah, dört ay sonra eşini ona geri verdi. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Huneyn Gazvesi'ne çıkarken ondan ödünç silah almıştı. Huneyn Savaşı'nda şunu diyen odur: 'Kureyş'ten bir adamın beni terbiye etmesi, benim için Hevâzin'den bir adamın terbiye etmesinden daha sevimlidir!' Bunun üzerine Resûlullah, ona ganimetten pay verdi. Zübeyr (radıyallâhu anh) der ki: 'Ona ganimetlerden epeyce verildi.' Bunun üzerine Safvân b. Ümeyye şöyle dedi: 'Şehadet ederim ki; bu kadar cömert ancak bir Resul olabilir.' Sonra da hemen müslüman oldu. Sonra da şöyle dedi: 'Vallahi, Resûlullah bana verdi! İnsanlar içinde en nefret ettiğim kişi o idi. O bana vermeye devam etti. Nihayet insanlar arasında benim için en sevimli o oldu.' Safvân bin Ümeyye (radıyallahu anh), Hazret-i Osman'ın şehit edildiği gün vefat etmiştir. Zira, Safvân defnedildikten sonra Hz Osman'ın (radıyallahu anh) ölüm haberi geldi."¹³
Yine azılı müşriklerden Âs b. Vâil ki, Hazret-i Peygamber’in oğulları Kasım ile Abdullah vefat edince, “Bırakın şu nesli kesilmişi! Artık ölümünden sonra adını anan bulunmayacak.” demiş, bunun üzerine onun hakkında, “Asıl hayırla yâd edilmeyecek olan (ebter) odur” meâlindeki ifadeyi de taşıyan Kevser sûresi nâzil olmuştur.¹⁴ "Güçsüz ve kimsesizlere yaptığı zulümlerle tanıdığımız Âs b. Vâil, hicretten birkaç ay önce ölmüştür. Oğullarından Hişâm b. Âs (radıyallâhu anh) Habeşistan’a hicret eden ilk müslümanlardandır. Diğer oğlu meşhur sahâbî Amr b. Âs (radıyallâhu anh) ise Mekke’nin fethinden önce müslüman olmuştur."¹⁵ Amr b. Âs, Hâlid b. Velîd ve Osman b. Talha -radıyallâhu anhum- ile birlikte üçü Medine'ye gidip Resûlullah'ın huzurunda müslüman olmuşlardır.
Yine azılı müşriklerden "Velîd b. Muğîre aklı, dirayeti, güzel konuşması, gelişmiş şiir zevki, çocuklarının fazlalığı ve zenginliğiyle de Kureyş içerisinde temayüz etmişti. Hz. Peygamber’in davetini kabul etmedi ve kendisine şiddetle karşı çıktı. Kibir, bencillik ve ihtirası yüzünden şirk ile ruhu kirlenip tabiatı bozulduğundan Kur’ân-ı Kerîm için sihir dedi (bknz:74/Müddessir Sûresi, 11-31), Kur’an’ın hasmı ve Resûl-i Ekrem’in rakibi oldu. Putperestliğin hâmisi Ebû Cehil’e akıl hocalığı yaptı."¹⁶ Hicretin 1. (622) yılında, yıllar önce bir oka basmasıyla yaralanan topuğundaki yara açılmış, irin toplayıp şişmiş ve patlayarak doksan yaşını geçmiş olan Velîd’in ölümüne sebep olmuştur. Velîd, Hacûn Mezarlığı’na gömüldü.¹⁷ Onun pek çok çocuğu arasında künyesini ondan aldığı Abdüşşems ile Âs küçükken, Umâre ile Bedir’de katledilen Ebû Kays müşrik olarak ölmüşler; Hişâm Mekke fethinde, Velîd b. Velîd (radıyallâhu anh) Bedir’den sonra İslâm’ı kabul etmiştir. Velîd’in iki kızı Fâhite ile Fâtıma da fethin ardından müslüman olmuştur.¹⁸ Velid b. Muğîre'nin oğlu meşhur kumandan Hâlid b. Velîd (radıyallâhu anh) biraz önce arzettiğim gibi Amr b. Âs ve Osman b. Talha'yla birlikte¹⁹, Hudeybiye Antlaşması'ndan sonraki barış döneminde, Hayber Fethi'nden sonra hicrî yedinci yılda²⁰ veya 1 Safer 8 (31 Mayıs 629) tarihinde²¹ Medine'ye gidip Resûlullah'ın huzurunda müslüman olmuştur. "Onun, yetişme çağında okuma yazma öğrendiği ve müslüman olduktan sonra Hazret-i Peygamber’in kâtipleri arasında yer aldığı bilinmektedir."²² Büyük bir komutan olarak yıllarca nice savaşlarda komutanlık etmiş ve Müslümanların nice zaferler kazanmasına vesile olmuştur. Bizzat Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından "Seyfullah/Allah'ın kılıcı" lakabı verilmiştir.²³
Ebû Süfyân' ın (radıyallâhu anh) eşi olan Hind'in (radıyallâhu anh) babası Utbe b. Rebia da müşriklerdendi. O da Bedir Gazvesi'nde, savaştan önce yapılan mübarezede/teke tek vuruşmada öldürülen üç kişiden biriydi.²⁴ Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Hazret-i Ebû Süfyân²⁵ ve onun eşi Hind b. Utbe'nin²⁶ müslüman olmadan önceki sözlerine ve fiillerine sabretmiş; nihayet o ikisi Mekke Fethi günü müslüman olmuştur. Ebû Süfyân ile Hind'in (radıyallâhu anhumâ) oğulları Muâviye (radıyallâhu anh)²⁷, babasıyla birlikte fetih sırasında müslüman olmuş ve Resûlullah'ın vahiy katipliğini yapmıştır.
Sonuç olarak diyebiliriz ki; bizler de bugün gül yetiştirmek istiyorsak, dikenlere katlanacağız. Bu uğurda çeşitli sıkıntılara, çilelere, eziyetlere ve iftiralara maruz kalabileceğimizi asla unutmayacağız. Karşılaştığımız bütün imtihanlar karşısında Peygamber Efendimizi (sallallahu aleyhi ve sellem) hatırlayacağız; onu kendimize örnek alacağız ve de onunla teselli olacağız. Vesselâm...
Yunus İLEMİN
25 Şubat 2024
15 Şaban 1445
Dağal/Baklan
_________________________
¹https://www.eimamhatip.com/haci-veyiszade-mustafa-ozdamar.html ; ayrc. bknz: M. Ertuğrul DÜZDAĞ, Üstad Ali Ulvi KURUCU -Hatıralar-,I , Kaynak Yayınları. Bu eser, Baklan Halk Kütüphanesi'nde var.
²https://www.eimamhatip.com/haci-veyiszade-mustafa-ozdamar.html
³ İsmail CERRAHOĞLU, "Abdullah b. Mes'ûd", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 1988) I, 114.
⁴ Mehmet Ali KAPAR, “Ebû Cehil”, TDV İA, İstanbul: TDV Yayınları, 1994), X, 117-118.
⁵ TDV İA, X, 118.
⁶ TDV İA, X, 118.
⁷ Abdullah AYDINLI, "İkrime b. Ebû Cehil", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 2000), XXII, 42.
⁸ İbn Hacer el -Askalânî, el-İsâbe, Tercüme: Naim Erdoğan , İz Yayıncılık, 3. Baskı, İstanbul, 2018, III, 445; İkrime, Suriye ve Filistin’in fethi sırasında Bizanslılar’la yapılan Ecnâdeyn Savaşı’nda (13/634) veya aynı yıl Mercisuffer Muharebesi’nde şehid oldu. Onun 14’te (635) Dımaşk’ın fethinde veya 15’te (636) Yermük Savaşı’nda şehid düştüğü, vücudunda yetmişten fazla ok ve kılıç yarası bulunduğu, yahut 18’de (639) Amvâs’ta vebadan öldüğü de zikredilmiştir: Abdullah AYDINLI, "İkrime b. Ebû Cehil", TDV İA, XXII, 42.
⁹ Mehmet Bahaüddin VAROL, "Ümeyye b. Halef", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 2012), ###XII, 305.
¹⁰ el-İsâbe, II, 573.
¹¹ "Terim anlamını Tevbe sûresindeki (9/60) “el-müellefetü kulûbühüm” ifadesinden alan tamlama, maddî ihsanda bulunmak suretiyle gönüllerinin İslâm’a ve müslümanlara karşı yumuşatılması arzulanan gayri müslimleri, kendilerinin veya bağlılarının İslâm’ı benimsemesi umulan yahut zarar vermelerinden korkulan veya düşmana karşı himayeleri istenen nüfuz sahibi kimseleri ve dinde sebat etmeleri arzulanan yeni mühtedileri belirtmek için kullanılmıştır." Cengiz KALLEK, "Müellefe-i Kulûb", TDV İA, (Ankara: TDV Yayınları, 2020), ###I, 473.
¹² Mehmet Ali KAPAR, "Safvân b. Ümeyye", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 2008), ###V, 486.
¹³ el-İsâbe, II, 574.
¹⁴ Mustafa FAYDA, "Âs b. Vâil, TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 1991), III, 449.
¹⁵ TDV İA, aynı yer; ayrc. bknz. el-İsâbe, III, 514.
¹⁶ Mustafa FAYDA, "Velîd b. Muğîre", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 2013), ###XIII, 34. Ayrc. Bknz: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur'an Dili, (Ankara: Akçağ Yayıncılık, 1995), VIII, 160-166.
¹⁷ TDV İA, aynı yer.
¹⁸ TDV İA, aynı yer.
¹⁹ Mustafa FAYDA, "Hâlid b. Velîd", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 1997), XV, 289.
²⁰ el-İsâbe, II, 29.
²¹ TDV İA, XV, 289.
²² TDV İA, aynı yer.
²³ Bknz: el-İsâbe, II, 30.
²⁴ Adnan DEMİRCAN, "Utbe b. Rebîa", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 2012), ###XII, 235.
²⁵ İrfan AYCAN, "Ebû Süfyân", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 1994), X, 231.
²⁶ M. Yaşar KANDEMİR, "Hind bint Utbe", TDV İA, (İstanbul: TDV Yayınları, 1998), XVIII, 64-65.
²⁷ Bknz: İrfan AYCAN, "Muâviye b. Ebû Süfyân", TDV İA, (Ankara: TDV Yayınları, 2020), ###, 330-332.
KAYNAKÇA:
DÜZDAĞ, M. Ertuğrul. Üstad Ali Ulvi Kurucu -Hatıralar-, Kaynak Yayınları, İstanbul.
EL-ASKALÂNÎ, İbn Hacer. el-İsâbe, I-V, Tercüme: Naim Erdoğan, Sahâbe-i Kirâm Ansiklopedisi, (3. Baskı), (İstanbul: İz Yayıncılık, 2018).
HEYET, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, TDV Yayınları, I-###XIV.
YAZIR, Elmalılı Muhammed Hamdi. Hak Dîni Kur'an Dili, (Ankara: Akçağ Yayıncılık, 1995).
* Kısaltmalar: TDV İA; Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.