07/08/2012
Ağırlığı olan iyi yönleriyle birlikte kitabın eleştirilecek taraflarına da bir çift söz olacak.
Bütün bunlarla birlikte Sayın Turgut dil bilimci veya Iranoloji ile uğraşan biri olmadığından kitabın önsözünde Zazaca’nın tasnifi konusunda hataya düşmüş. Turgut önsözde, »Sadece yapı bakımından Zazacanın bükümlü diller durubundanm dil ailesi bakımından da Hint-Iran dil ailesinin Kürtçe kolundan olduğunu belirtmekle yetineceğim« demiş. Zazaca’nın bükümlü bir dil olduğu doğru, ancak dil ailesine gelince “Hint-Iran” diye bir dil ailesi yoktur. Hindi ve Irani dil grupları vardır ve bu gruplar Hint-Avrupa dil ailesine aittirler. Zazaca, Kuzey-Batı-Irani bir dildir. Zazaca tarihsel olarak Part diliyle artı halen Kuzey-Iran’da, Hazar Denizi kıyısında konuşulmakta olan Talişçe, Semnanice, Mazenderanca, Sengserice, bir de güneydeki Goranca gibi dillerle bağdaşıyor. Kürtçe ise Kurmançça, Soranice ve Güney-Kürtçesi (Feyli, Sinei, Kermanşahi)’den oluşan bir çok Kuzey-Batı unsuru içeren Güney-Batı-Irani dilidir.
Ayrıca önsözde “Kırd/Kırdki” sözcüğünün geniş anlamda “Kürt/Kürtçe” anlamında geldiği iddia edilmiş. Bunun gerçekten böyle olup olmadığı politik artniyet gütmeksizin ortaya konması gerekiyor. Kaldı ki (olayı bugünki ulusal boyutlarda değil de, aslında Anadolu’da daha da geçerli olan dini boyutlarda düşünsek), o yöredeki Şafii Zazalar’ın kendilerini çoğunlukta ve kamuoyunca tanınmış olan Şafii Kürtler’e dini bağdan ötürü yakın hissetmesi bu gerçekliği zedelemez. Benim bildiğim "kırd" kelimesi Palo ve Bingöl'ün bazı aşiretlerince sadece kendileri için kullanıldığı; Kürtler'e ise "kırmanc/Kurmunc" denildiğidir.
Kitapta bir çok yerde ifade güçlüğü çekilmiş. Kitabın yazım hataları nedeniyle tekrar gözden geçirilmesi gerek. Zazaca’nın yazımında da ‘kopula’nın (-dır) beraber yazılması söyleme daha yakın ve okunması daha rahat olur (”ez rınd o” değil de, ”ez rındo”) Kimi türetme eklerinde kavram hatası var. Örneğin Zazaca’ya Rusça’dan geçmiş, ve bir çok Slav dillerinde “nikahlı, eş” anlamını taşıyan, fakat Zazaca’da “gizli dost, oynaş” (Kuzey-Z.) veya „iyi dost“ (Güney-Z.) diye anlam değişikliğine uğramış olan bırak sözcüğünün ‘k’si ek olarak algılanmış. Veya selxune (haylaz) sözcüğünün sel-xune diye iki kelimeden oluştuğu söylenmiş. Bu, Dersim Zazacası’nda salaxane sözcüğünün aynısıdır ve salax sözcüğünden ve -ane ekinden oluşan, yani “salağa yakışır, salakça” gibi bir anlam veren sözcüktür[3].
Kitapta Türkçe’de ”korkmuş idim/korkmuştum” geçmiş zaman kipinin halk ağzındaki söyleniş haliyle ‘korktuydum’ (ez tersêbya)’ya dönüşmüş. Oysa yüksek Türkçe’de böyle bir ifade kullanılmaktadır. Palu-Bingöl şivesinde ya tersêb (korktuydu) ile ya tersêbi (korkmuştu) arasında farklılık olabilir. Fakat bu fark Türkçe’de sözkonusu değildir.
Son olarak seçilen alfabedeki harf çokluğuna değinmek istiyorum. Bilindiği gibi Zazaca alfabe konusunda bilimadamlarıyla birlikte senelerdir bir çalışma sürdürürlmektedir. Bu çalışmalarda Palu-Bingöl ve Mutki şiveleri şimdiye kadar maalesef ihmal edilmiştir. Buna rağmen elde bulunan alfabeden yaralanabilinir. Harun Turgut’un öngördüğü â, ô, û harfleri ai, oi, ui şeklinde ifade edilebilir, örn.: soil (ayakkabılar), kaird (bıçak).
Son söz olarak Zazaca Dilbilgisi kitabının ilgililer için bir kazanım olduğu söylenilebilir