Okan Tübek

Okan Tübek İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Müh. derecesi, Bilgisayar Müh. eğitimi, Bahçeşehir Üni. MBA, Anadolu Üni.

Felsefe; Veri Madenciliği, Yazılım Geliştirme, Veritabanına Dayalı Pazarlama, Girişimcilik, Yaşam Koçluğu

Koçluk danışmanlık, mentörlük gibi değildir. Akıl vermez, yönlendirmez. Soruların gücü ile sizin içinizdeki potansiyelin...
12/01/2022

Koçluk danışmanlık, mentörlük gibi değildir. Akıl vermez, yönlendirmez. Soruların gücü ile sizin içinizdeki potansiyelin ortaya çıkmasını sağlar. Koçunuz size sadece gündeme getirdiğiniz bir konu ile ilgili uygun soruları sorar ve yepyeni farkındalıklar, keşfetmeler başlamış olur.

Aile ilişkileri, iş hayatı ilişkileri, kişisel olarak aşmak istediğiniz konular, kariyer hayatınızı planlamak ve benzeri hayatınıza katmak istediğiniz, ileri doğru ilerlemek istediğiniz tüm konulara koçluk hizmeti aracılığı ile kendi içsel gücünüyle katkı yapabilirsiniz.

Başkalarına farkındalıklarını ve sorumluluklarını oluşturma ve sonuç olarak kendilerine inanma konusunda yardım etmek, gelecekteki kendi liderlik kapasitelerinin temel taşlarını döşemek için koçluk önemli bir göreve sahip.

Yaşam koçluğu, öğrenci koçluğu, kariyer koçluğu konusunda hizmet almak için buradan iletişime geçebilirsiniz.

Koçluk danışmanlık, mentörlük gibi değildir. Akıl vermez, yönlendirmez. Soruların gücü ile sizin içinizdeki potansiyelin ortaya çıkmasını sağl

Geleceğin başarılı liderleri emir ve kontrol yerine koçluk tarzında liderlik yapacaklar. Liderlik tarzı performansı beli...
11/01/2022

Geleceğin başarılı liderleri emir ve kontrol yerine koçluk tarzında liderlik yapacaklar.



Liderlik tarzı performansı belirliyor ve koçluk tarzı en yüksek performansı sunuyor.



Başkalarına farkındalıklarını ve sorumluluklarını oluşturma ve sonuç olarak kendilerine inanma konusunda yardım etmek, gelecekteki kendi liderlik kapasitelerinin temel taşlarını döşer.

Yönetici emrederse, çalışanlar kontrolün patronda olduğunu hisseder. Çalışan kişilerin şevki kırılır, itaat ederler, geri bildirimde bulunmaya cesaret edemezler, kendilerini ve çevresindekileri sabote ederek düşük performans sergilerler. Çocukluğumuzdan iş hayatında gerçek bir sorumluluk alana kadar bize hep ne yapacağımız söylendi. İnsanlara sadece bir şey söylendiğinde, hatırlama, çok çarpıcı bir şekilde azalıyor. Oysa söylemekle birlikte göstermek ve deneyimlemesine izin vermek hatırlamayı çok büyük ölçüde artırıyor.



Yönetici ikna ederse, çalışanlar uygulayıcı bir seçeneği olup olmadığını merak eder. İkna etme çabası, demokrartik bir görüntü verse de işe gerçek anlamda çok az katkı sağlar ve sadece talimatları izler.



Yönetici konuyu tartışmaya açarsa, çalışanlar da kendini konuya dahil hisseder ama farkındalık çok yavaş ilerler. Zaman kaybettirir ve kararsızlıkl sonuçlanabilir.



Yönetici , çalışanların işlerini bildiği gibi yapmalarına izip verip, liderlikten vazgeçme rolünü seçerse, çalışanlar kendisini mecbur ya da bir kenara atılmış hisseder. Serbest kalan ve seçim yapma özgürlüğü olan çalışan için kendi kendini motive etmeye çalışması, sorumluluk hissetmek yerine mecbur olduğunu hissetmesi performansını düşürür.



Eğer lider yönetici, koçluk yaparsa, çalışanlar başarıyı hemen hemen gözünde canlandırır. Lider yönetici, koçluk sorularının yanıtlarını dinlerken sadece eylem planını değil aynı zamanda ona dahil olan düşünceyi de bilir. Ne yapılacağını söylemekten artık çok daha fazla bilgiye sahiptir ve çalışanlarla uyum daha güçlüdür. Diyalog ve ilişki tehditkar değil destekleyici olduğu için, lider olmadığında da çalışanın davranışında her hangi bir değişiklik olmaz. Böylece lider ne olup bittiğini bilir, çalışan ise uygulayıcı bir sorumluluk almayı seçer.



Kaynak ve Resim: Performans için koçluk, John Whitmore, Paloma Yayınevi, 2021 4. baskı

  Geleceğin başarılı liderleri emir ve kontrol yerine koçluk tarzında liderlik yapacaklar.   Liderlik tarzı performansı belirliyor ve

Bu liste, öğretmenliği-eğitimi matematikten, sınavdan, sırada düzgün oturmaktan ibaret görmeyen, öğretmen sınıfa girdiği...
04/01/2022

Bu liste, öğretmenliği-eğitimi matematikten, sınavdan, sırada düzgün oturmaktan ibaret görmeyen, öğretmen sınıfa girdiğinde öğrencilerin ayağa kalkmasını saygı olarak addetmeyenler için…

Koro / Les Choristes

Koro, izlenebilecek en etkileyici filmlerden birisi. 2004 Fransa yapımı bir dram. Bir müzik öğretmeninin, sorunlu çocukların hayatını müzikle değiştirmesini anlatıyor. Film, Fransa’nın Oscar’ı sayılan César Ödülleri’ni kazandı.

Yerdeki Yıldızlar / Taare Zameen Par

Eğitime, öğretmenliğe dair izlenebilecek bir süper film daha. Filmde yaramaz (!), tembel (!), kavgacı (!) bir çocuk var; Ishaan. Sınıfta kalmış, kafası hiçbir şeye basmıyor, herkes tarafından dışlanıyor. Tek derdi var; bir türlü çıkamadığı hayal dünyası. Bir de “Ya bu çocukta bir şeyler var ama ne?” diyen bir resim öğretmeni. İzleyin, izletin…

Elveda Cocuklar / Au Revoir, Les Enfants (Goodbye, Children)

II. Dünya Savaşı yılları… Naziler gözetiminde bir okul ve sıkı dost iki öğrenci… Naziler’e rağmen üç Yahudi öğrenciyi okulda saklamayı başaran okul yönetimi… Üzücü fakat izlenesi bir film.

Kara Tahta / Takhte siah (Blackboards)

Dram bombardımanına tutan bir İran filmi. Sırtlarına bağladıkları kara tahta ile öğrenci arayan gezici öğretmenleri ve yaşadıkları zorlukları anlatıyor. Sırtlarındaki o tahta, bombaların, kurşunların eksik olmadığı o coğrafyada, sadece bir tahta değil ama. Gösterime girdiği yıl Cannes Film Festivali’nde jüri özel ödülü aldı.

Ölü Ozanlar Derneği / Dead Poets Society

Sanırım bilmeyen yoktur, bilmiyorsa da ayıp (şaka lan şaka). 1959 yılında geçen filmde, Welton Akademisi’nin saçma kurallarıyla baskı altında eğitim gören öğrenciler ve onları şiirle, edebiyatla tanıştıran bir öğretmen anlatılıyor. Şiirle tanışan insan iflah olur mu! Olmaz… Bu filmde de hepsinin hayatı ters yüz oluyor zaten. İzleyin demiyoruz, zaten izlemişsinizdir.

Sınıf / Entre Les Murs (The Class)

Öğrencileriyle iyi ilişkiler kuran, onların her şeyi sorgulamalarına izin veren, söylediklerini yadırgamayan, yargılamayan, yeri geldiğinde öfkelenmelerine bile izin veren François’nın filmi bu. Ağır ilerleyen bir film, “beni kasmaz” derseniz izleyin, iyi film.

Tepetaklak Nelson / Half Nelson

Sakın beyazların siyahlara hayatı öğrettiği diğer filmlerle aynı kefeye koymayın, haksızlık etmiş olursunuz. Bir kere güzel bir bağımsız sinema örneği bu. Filmde, öğrencilerine diyalektikten, varoluştan, özgür düşünceden bahseden, öğrencileriyle sıkı bir ilişkisi olan bir öğretmen anlatılıyor. İzleyin işte, filmi anlattırmayın şimdi bize.

Özgürlük Yazarları / Freedom Writers

23 yaşında genç bir öğretmen, iyi yönetilemeyen bir okul, şimdiye kadar “Ya bu çocuklardan bi .ok olmaz.” diyen öğretmenlerle muhatap olmuş farklı kültürlerden bir sürü belalı öğrenci barındıran bir sınıf. Çocuk kendi hayatına kast eden bir çeteyle mücadele ederken, matematiği ne yapsın! Hah işte öğretmen de bunu fark ediyor bir anda; iletişim sonra geliyor.

İmparatorlar Kulübü / The Emperor’s Club

Prensiplerine bağlı, klasik bir öğretmen ile sınıfına sonradan gelen şımarık bir zengin çocuğunun hikayesi. Klasik bir film gibi görünse de izleyin, eğitime bakış açınıza mutlaka renk katacaktır.

Sevgili Öğretmenim / To Sir, with Love

Mesleğiyle ilgili iş bulamayınca öğretmenlik yapmaya başlayan siyahi bir adamın hikayesi bu film. Sınıfındaki itaatsiz öğrenciler karşısında önce pes edecek gibi olsa da, mücadeleyi sürdürmeye karar verir bu öğretmen.

Canım Öğretmenim / Monsieur Lazhar

Okuldaki bir öğretmenin intiharından sonra apar topar işe alınan Cezayir asıllı bir öğretmenin hikayesini anlatıyor filmimiz. Filmde bir yandan kendi dertleriyle uğraşan, bir yandan da öğrencilerine kendini sevdirmeye çalışan ve iyimserliği her zorluğa rağmen koruyan Beşir Lazhar anlatılıyor.

Sevgili Öğretmenim / Mr. Holland’s Opus

Film, bir büyük müzisyen ve bestecinin, geçici olarak müzik öğretmenliği yapmasını, öğrencilerinden aldığı ilhamı anlatıyor. Richard Dreyfuss bu filmiyle, en iyi erkek oyuncu dalında Oscar ödülü kazandı.

Kaynak: https://listelist.com/muhtesem-egitim-filmleri/?fb_ref=Default

Bu liste, öğretmenliği-eğitimi matematikten, sınavdan, sırada düzgün oturmaktan ibaret görmeyen, öğretmen sınıfa girdiğinde öğrencilerin ayağa

2007 yılında San Francisco’ya taşınan Brian Chesky ve Joe Gebbia, kiralarını ödeyemedikleri için oturma odalarını “bed a...
04/01/2022

2007 yılında San Francisco’ya taşınan Brian Chesky ve Joe Gebbia, kiralarını ödeyemedikleri için oturma odalarını “bed and breakfast” (B&B) konseptli bir konaklama alanına çevirirler. İlk olarak üç kişiyi ağırladıkları paylaşım odaklı konsept, kurucular arasına Nathan Blecharczyk‘in katılımıyla yenilikçi bir girişim olarak kurgulanır ve yatırımcılarla görüşmeye başlar.

Haziran 2008’de yatırım arayışına başlayan Airbnb‘nin (ilk adı Airbedandbreakfast.com) CEO’su Brian Chesky, arkadaşı Michael Seibel aracılığıyla Silikon Vadisi’nin önde gelen yedi yatırımcısıyla tanışır. 1,5 milyon dolar değerlemeyle 150 bin dolar yatırım arayan Airbnb için işler beklendiği gibi gitmez ve Chesky görüştüğü yedi yatırımcının ikisinden bir daha geri dönüş alamaz. Kalan beş yatırımcıysa ekibe ret cevaplarını iletirler.

Bundan yedi yıl sonra, “Eminim o dönemde çok etkileyici görünmüyorduk” diyen Brian Chesky, kendilerine iletilen ret mektuplarını dün yani, 12 Temmuz’da Medium’da yayınladı. Airbnb’nin ilk günlerinde yatırımcılardan aldığı iki satırlık cevaplar şu şekilde:

Mektup 1

Tanıştırma için teşekkürler. Brian seninle tanıştığıma memnun oldum — bu (Airbnb fikri) kulağa ilginç gelse de burada yapacağımız bir şey değil– odaklandığımız alanda değil, sana iyi şanlar dilerim.

Mektup 2

Selam Brian,

Gecikmiş yanıt için kusura bakma. Kendi aramızda tartışma şansımız oldu ve maalesef yatırım açısından ……… için doğru fırsat olduğunu düşünmüyoruz. Gerekli modelimiz için potansiyel pazar fırsatı bize yeterince büyük görünmedi.

Mektup 3

Brian,

Konuyu ortağımla konuştum. Birincisi, bu bizim öncelikli 5 hedef pazarımızdan biri olmadığından bizim dahil olmamız için fazla uzak bir hedef. Aynı zamanda şu anda yatırım yaptığımız bir alan olmadığından, yatırıma bizi dahil etmeniz şirketiniz için en iyi uzmanlığı almanızı engellemiş olur.

Tavsiyem bizimle iletişimde kalman. Seri A (birinci tur) yatırım aşamasına gelirseniz lütfen bizi haberdar et, bu durumda bir bakarız.

Mektup 4

Brian,

Tekrar iletişime geçtiğin için teşekkürler. Şehir dışında olduğumdan telefonuna cevap veremedim. Sağladığınız gelişmeyi gerçekten beğendim, ama ABB ile ilgili konular ve benim devam eden diğer projelerim, özellikle var olan yatırımlarım, arasında, (Airbnb’ye) bir yatırımla ilerlemem mümkün olmayacak. Konuyla ilgili en büyük çekincelerimse:

-DNC ve RNC sonrasında figürlerin (performansın) belirgin biçimde artış göstermesi

-Teknik çalışanlar

-Yatırım sendikasyonu

Mektup 5

Brian,

Dün bu konuyu bir sonraki aşamaya götürmemeye karar verdik

Seyahat kategorisiyle hep bir mücadele içinde olduk

E-ticaretin en önemli kategorilerinden biri olduğunu düşünüyoruz ama bazı nedenlerle, seyahatle ilgili işlerle ilgili heyecanlanamadık.



Airbnb, bugün 190 ülkede 34 binden fazla şehirde faaliyet gösteriyor ve 20 milyar doların üzerindeki değerlemesi bazı büyük otel zincirlerini geride bırakıyor. CEO Brian Chesky bu mektuplara bakıp, kendisini reddeden yatırımcılarla eğleniyor mudur? Muhtemelen… Chesky’nin mektupları yayınlamaktaki maksadıysa açık: “Gelecek sefer bir fikriniz olduğunda ve reddedildiğinizde bu mektupları hatırlamanızı istiyorum“.



Kaynak: http://webrazzi.com/2015/07/13/airbnb-2008-7-ret-cevabi/

Girişimcilik / İş Dünyası Airbnb’nin 2008 yılında yatırımcılardan aldığı 7 ret cevabı 13.07.2015 08:20am   2007 yılında San Francisco’ya taşınan Brian Chesky ve Joe Gebbia, kiralarını ödeyemedikleri için oturma odalarını “bed and breakfast” (B&B) konseptli bir konakl...

İngiltere’de yakın zamanda yapılan bir araştırma, beş yaş ortalamasında olan çocukların günde 90 farklı soru sorduğunu o...
04/01/2022

İngiltere’de yakın zamanda yapılan bir araştırma, beş yaş ortalamasında olan çocukların günde 90 farklı soru sorduğunu ortaya koydu. Hayatı keşfetmek, anlamlandırmak, öğrenmek, kararlar vermek için sorulan 90 soru! Üstelik bir günde… Yetişkinlerle yapılan araştırmalar ise, yaşımız büyüdükçe soru sormayı bıraktığımızı gösteriyor. Peki, çocukluğumuzda muhtemelen ailelerimizi canından bezdirecek kadar dünyayı sorgulayabiliyorken, yaşlarımız ilerledikçe bu önemli beceriyi neden kaybediyoruz?
Aslında kaybetmiyoruz. Ancak bilgi ve deneyim sahibi oldukça öğrenmeye, öğrendikçe kanıksamaya, hatta kanıksadıklarımızla varsayımlar üretmeye başlıyoruz. Bu da kabulü getiriyor. Sahip olduklarımız, gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve deneyimlediklerimiz alışkanlıklarımız, kabullerimiz haline dönüşüyor. Bu da çoğu zaman konforlu geliyor. Bu yüzden soru sormak, günümüz ün hız dünyasında belki de artık zaman kaybı… Oysa bir soru’nun dünyayı değiştirebileceğini unuttuk. Bugün Martin Cooper “Kablosuz ve taşınabilir bir telefon nasıl olurdu” diye sormasaydı belki elimizde çok akıllı telefonlarımız olmayacaktı. Eğer Ray Kroc, “Yol üzerinde iyi bir hamburgeri nasıl bulabilirim?” diye sormasaydı, McDonald’s doğmayacaktı. Soru sormanın, hayatta, yaptığımız işlerde, ilişkilerimizde ve hatta kendimizle ilgili farkındalıklarımızda bize çok temel bir güç verdiğini unuttuk. Anlama, bilgi sahibi olabilme, varsayımlarımızı görebilme ve doğru karar verebilme gücü…

Charles Duhigg , Alışkanlığın Gücü (The Power of Habit) kitabında, soru sormanın, bireylerin alışkanlıklarını anlayabilmeleri ve dönüştürmek istediklerini dönüştürebilmeleri için üzerinde düşünmeleri gereken bir kavram olduğunu savunuyor. Alışkanlıklarımız bilinçsiz tekrarlarımızdan oluşur ve biz farkına bile varmadan hayatımızı, kararlarımızı belirler. Günlük tekrarlarımızı doğru sorularla sorgulamak bile, hayatlarımızda hangi rutinler içinde yaşadığımızı, hangi alışkanlıkların belki de bizim için artık “bir işe yaramadığını” ve içinde bulunduğumuz “patern”leri ortaya koyabilir.
Peki kendimizle olan iç konuşmalarımızı doğru bir yola sokabilecek, belki kararlar vermemizi değil ama en azından iç coğrafyalarımızda olanı biteni anlamamızı sağlayacak en iyi 25 soru listelenseydi, bunlar hangi sorular olurdu? Beş yaşında bir çocuk merakıyla her şeyi yeniden sorgulayacak, ama bu defa soruları belki bıktıracak kadar “kendimize” soracak olsaydık, basit ama güçlü, hangi soruları sorabilirdik?

Atmaya kıyamadığım eğitim dokümanları kalabalığının içinde soru avına çıktım, karşıma çıkan yüzlerce soru arasından bazılarını seçtim, bazılarını kendim ekledim. Sizin i çin doğru sorular başka olabilir elbette. Her ne kadar, “bir şeyin 10 etkisi”, “filancanın 30 maddesi” gibi şeylere inanmasam da, bu defa kendi “en iyi” listemi yaptım. İnanıyorum ki; etrafıma doğru soruları sormak, herhangi birini, herhangi bir durumu anlamamı nasıl kolaylaştırıyorsa, bu liste de kendi dünyamı daha iyi anlayabilmemi o kadar kolaylaştırabilir ve umarım okuyan herhangi biri için de bir ışık yakabilir.
Cevap vermek için değil, karar vermek için değil, bir aksiyon almak için değil, ama sadece anlamak ve fark edebilmek için;

EN İYİ 25 SORU:

1. Eğer binlerce insanın olduğu bir kalabalığın önüne çıkacak olsaydım, giyeceğim tişörtün üzerindeki tek cümlelik mesaj ne olurdu?
2. Eğer hiçbir korkum olmasaydı ve kimsenin yargılamayacağını bilseydim, şu an ne yapıyor olurdum?
3. Artık bırakman gereken herhangi bir şeyi tutuyor muyum? Evetse, sence neden?
4. En son ne zaman, kimin hayatına değer kattım?
5. Bundan 10 sene sonra, şu an yapmadığım neyi düşünerek, pişmanlık duyabilirim?
6. En son ne zaman yeni bir şeyler denedim?
7. Yaşam amacım ne?
8. Yaşamak ve nefes almak arasındaki fark nedir? Ben hangisini yapıyorum?
9. Yaşamımda beni destekleyen şeyler neler?
10. Beni engellediğini düşündüğüm şeyler neler?
11. Engellerimi ortadan kaldırmak için ne yapıyorum?
12. Hayatımdaki neler kutlamaya değer?
13. Şu an yaptığım şeyleri neden yapıyorum?
14. Benim için başarmak ne demek? Ne olduğunda kendimi başarılı görüyorum?
15. Yarın hayatta olmayacak olsaydım, bugün ne yapardım?
16. Şu an ne deneyimliyorum ve bundan ne öğreniyorum?
17. Kendimle i ç konuşmalarımda, en çok duyduğum, kendime en çok söylediğim cümle hangisi?
18. Kime çok kızıyorum? Onda kendimle ilgili ne var?
19. Neye hayır diyemiyorum?
20. Kendim olmak nasıl bir duygu?
21. Bana en çok kim ilham veriyor? Neden?
22. Kendimi onaylıyor muyum? Hayırsa, neden?
23. Değerlerim neler?
24. Eğer beni hedeflerime ulaştıracak, sadece küçücük bir adım atacak olsaydım, bu adım ne olurdu?
25. Ve benim için en kıymetlisi… Şimdi değilse ne zaman, ben değilsem kim?
Kaynak: MCt Danışmanlık, Bu yazı 13 Nisan 2015 tarihinde The BRANDage’de yayınlanmıştır.

İngiltere’de yakın zamanda yapılan bir araştırma, beş yaş ortalamasında olan çocukların günde 90 farklı soru sorduğunu ortaya koydu. Hayatı keş

http://www.sinemalar.com/film/88256/bulut-atlasi1850’de Pasifik Okyanusu’nu geçmekte olan isteksiz bir gezgin, iki savaş...
04/01/2022

http://www.sinemalar.com/film/88256/bulut-atlasi

1850’de Pasifik Okyanusu’nu geçmekte olan isteksiz bir gezgin, iki savaş arasında kalan Belçika’da yaşayan, istikrarsız bir geçim kaynağı olan bir besteci, Vali Reagan’ın yönettiği California’da yaşayan yüce gönüllü bir gazeteci, yeraltı dünyasındaki alacaklılarından kaçan işe yaramaz bir yayıncı, ölüm hücresinde genetik olarak değiştirilmiş bir

http://www.sinemalar.com/film/88256/bulut-atlasi 1850’de Pasifik Okyanusu’nu geçmekte olan isteksiz bir gezgin, iki savaş arasında kalan Belçika’da

Address

Acıbadem Mahallesi Çeçen Sok. Akasya Evleri Sitesi A Blok Kat:26 D:150 Uskudar
Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Okan Tübek posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The University

Send a message to Okan Tübek:

Share