29/08/2026
BAŞARI İÇİN ÖNCE TEVAZU GEREK...
Şu hayatta en büyük zenginlik insan kazanmaktır. Rahmetli anneciğimle babacığım bizi hep böyle yetiştirdiler. Bu dünyadan göç ederken de bize bıraktıkları en büyük miras tevazu oldu.
Hastalarım bazen arıyor cep telefonumdan. ‘Yusuf beyle görüşebilir miyim?’ diyorlar. ‘Benim buyurun’ deyince şaşkınlık yaşıyorlar. ‘Hocam gerçekten siz misiniz? Biri bizi işletmiyor değil mi?’ diyorlar. Hayır kimse sizi işletmiyor, buyurun nasıl yardımcı olabilirim deyince sevinçle hal hatır sorup dertlerini anlatıyorlar. Bazen alanımla alakalı oluyor bazen de hiç olmuyor. Ama biliyorum karşımdaki dertli ve derdine derman arıyor, bir fikir bekliyor. Kıyamıyorum benimle alakalı değil deyip telefonu kapatmaya. Sağ olsun onlar da iyi niyetimi hiç süistimal etmiyor zaten.
Ben doktor olmaya karar verdiğimde gayem hayat kurtarmaktı zaten. Bu yüzden cep telefonları çıkar çıkmaz telefonumu web sayfama yazdım. İnsanlar rahatlıkla ulaşabilsin diye. Kim bilir belki gerçekten çok acil bir durum var ve bu insanlar bu yüzden ulaşmaya çalışıyor. Biz doktorların görevi de hayat kurtarmaksa o zaman her an ulaşılabilir olmak zorundayız. Ben de bir hasta yakını oldum. Ben de umutla haber bekledim. Annemi babamı yoğun bakımda bekledim, orada kaybettim. En son, daha çok yeni, 10 yaşında küçücük yeğenimizi kaybettik. O zaman doktor da olsan profesör de olsan yaşadığını ve geldiğin yeri unutmamalısın.
Hiç unutmam şah damarından ameliyat ettiğim bir hastam vardı. Diğer şah damarı da tıkalıydı biraz toparlayınca orayı da ameliyat edecektik. Bir gece telefonum çaldı. Baktım bu hastam arıyor. Açtım telefonu, boğuk bir sesle,” Yusuf bey” dedi ve muhtemelen telefonu elinden düşürdü. Sesi uzaktan gelmeye başladı ve hasta inliyordu. İlave başka rahatsızlıkları da vardı. Bunları da bildiğim için hemen telefonu kapadım ve hastaneyi aradım. Hastanın adresini öğrendim ardından 112 acili aradım. Sağlık ekiplerine hastanın durumu ile ilgili bilgi verdim, adresi verdim ve hemen yetişin dedim. Hasta evde yalnız yaşıyordu, kimi kimsesi yoktu. Onu biliyordum bu yüzden hazırlıklı gidin dedim sağlık ekiplerine. Gerekirse kapıyı çilingirle açın.
Ambulans yetişmiş, hastayı almış acile getirmiş. Gereken müdahaleler yapılmış. Ertesi gün hastayı gördüm ben de. Kendini biraz toparlayınca da diğer şah damarının ameliyatını yaptım. O adamcağız hayata tutundu. Belki ben o telefonu açmasaydım ya da ambulans geç kalsaydı bu hasta şu anda aramızda olmayabilirdi. İşte bizim mesleğimiz böyle bir şey. Genç arkadaşlarımızın ve doktor adaylarının bu önemli ayrıntıları bilip uygulamaları çok önemli. “Alçak gönüllülük ilmin meyvesidir” diyor Hz. Ali. Bana çok başarılısın hocam diyor hastalarım, öğrenciler, gazeteci arkadaşlar. Başarının sırrı alçak gönüllülük. Peygamber efendimiz SAV de “Alçak gönüllülük kişiyi yüceltir” dememiş boşuna.
Çocuk ebeveynin aynasıdır yani dostlar. Biz büyüklerimizden ne gördüysek onu yapıyoruz. Babamın hikayesini anlatıyorum sık sık anılarımda. Tanıdığım en mütevazı adamdı bu hayatta. Kalorifercilik yapmış, gece bekçiliği yapmış, çok ezilmiş, çok hırpalanmış ama kendini hiç bozmamış rahata kavuşunca. Kurban bayramı zamanı Ankara’ya köyden gelip kurban satanlardan biri bizim köylümüz bir çobandı. Adamcağız günlerce kurbanlıklarla beraber yatıp beraber kalkmış. Babam arife günü evimize getirdi onu. Banyosunu yaptırdı, kendi temiz kıyafetlerinden giydirdi, soframıza oturttu. Aynı tabaktan yemek yedik. Babam kendi evladı gibi şefkat gösterdi ona da. Bize de hep son nefesine kadar,” Nereye giderseniz gidin ne olursanız olun, ne kadar yükselirseniz yükselin. Asla geldiğiniz yeri unutmayın. Asla insanlara tepeden bakmayın” derdi. İyi ki demiş canım babam. Ondan öğrendiğim bu tevazu ile o kadar çok insan biriktirdim ki bu hayatta. Şükürler olsun.
Tevazu deyince yine bir anımı paylaşmak istiyorum. Atmaca Grubun yönetim kurulu başkanı Hayrettin Atmaca rahmetli oldu. Allah bin kere rahmet eylesin. Ben onlar kadar mütevazı insanlar görmedim. Hastalığında ziyaretine gitmiştik evine. Sitenin kapısındaki güvenlik görevlisine ‘Hayrettin beye geldik’ dedik, güvenlik görevlisi de ‘Hayrettin abi mi’ diye cevap verdi. Eşimle birbirimize baktık. Şaşırdık çok. Adam holding sahibi, bu sitenin de sahibi ve güvenlik görevlisi ona ‘abi’ diyor. Adamın büyüklüğüne bakar mısınız? Egodan sıyrılmış herkesin Hayrettin abisi olmuş. İşte bu insan büyük insan…
Yine çok güzel bir hikaye vardır, bilenler bilir belki bilmeyenler için yazmak istedim.
Bir adam sürekli olarak çocuğuna "sen adam olamazsın" dermiş. Çocuk nasıl olduysa bir yere vali olmuş. Sonra da tahtına kurulmuş. Adamlarına, "Filanca köyde, falanca isimli bir adam var. Onu bana getirin" demiş, adamı getirtmiş. Adam babasıymış. Babasına, "Bak gördün mü baba? Bana adam olamazsın demiştin ama ben vali oldum buraya." demiş. Babası da (kendisini ayağına kadar getirttirmesi sebebiyle), "Oğlum, ben sana vali olamazsın demedim ki, ben sana adam olamazsın dedim. Hala adam olamadığın da beni ayağına kadar yaka paça getirtmenden belli" diyerek noktayı koymuş.”
İşte böyle… İster profesör olun ister vali, ister işadamı… Bu insana artı bir değer katmaz, bir basamak üste taşımaz. Bunlara tevazu eklemek lazım… Bu özelliklere eklenen tevazu insanı başarılı yapar. Benim dostlarımda çok başarılı insanlar var hepsi de çok mütevazı aynı zamanda. Demek ki tevazu da mıknatıs gibi, birbirini çekiyor böyle insanlar. Firavun gibi yaşayanların sonu maalesef hüsranla bitiyor. Bu yalan dünyada imparator gibi yaşayan çok insan var. Ama unutmamak lazım… Herkesin yiyeceğinin, içeceğinin kapasitesi belli… Bir midenin alacağı yemek kapasitesi bellidir, büyütseniz bile fazlasını almaz. Kalanını paylaşmayı bilmek lazım, insanlara tepeden bakmadan sevmeyi bilmek lazım. Herkes eşit yaratıldı bunu unutmamak lazım.
Mutlu haftasonları🤗
Kalın sağlıcakla...