Osmanlı Hanedan Vakfı

Osmanlı Hanedan Vakfı 1924’te Osmanlı Hanedanı’ndan 155 kişi sürgüne gönderildi. Yurtlarından koparılan bu insanlar, bilinmeze doğru yola çıktı. İNSTEGRAM ADRESİMİZosmanlihanedanvakfi
(233)

Vatan hasreti ve belirsizlik içinde, tarihin en acı dolu ayrılıklarından birini yaşadılar.

07/05/2026

HAYIRLI CUMALAR....

Yâ Rabbi!
Bizim halimize bakarak muamele etme. Kendi ikram ve ihsanına göre bize muamele eyle.

hicYâ Rabbi!
Kerem ve lütfunla hidayet ettiğin kalbe tekrar delalete, sapıklığa meylettirme. Belaları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan günahları örten Rabbim, o günahlar dolayısı ile bizden intikam alma, bize azap etme.

Yâ Rabbi!
Biz nefis ile şeytana köpek gibi tabi olduksa da sen azap arslanlarını bize saldırtma.
Ey Hayy edebi diri olan Rabbim!
Talep ve dua üzerine nasıl olurda kerem etmezsin. Sen kerem sahibisin. Ey mahlukatın, yaratıkların, canlıların ihtiyacını gideren Rabbim sen varken hiçbir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak layık değildir.

Yâ Rabbi!
Ruhumda bir ilim katresi var. İlahi onu hevâ rüzgârıyla ten toprağından muhafaza eyle.
Ey ihsanı çok olan Rabbim!
Cefa içinde geçip giden ömre merhamet et.
Ey affetmeyi seven Rabbim!
Bizi affeyle. İsyan derdimize çare eyle.
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
Bizi hidayete çıkar.

Yâ Rabbi!
Dua ve yakarışlarımızda sana layık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatalarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslah et ve duamızı kabul buyur. Çünkü sözlerin hakimi ve sultanı ancak sensin.

Ey Âlemin Yaratıcısı!
Kasvetli, kararmış, katılaşmış adeta taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryadımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin. Hepimizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al. O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).

Yâ Rabbi! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin.

CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN

ABDULHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU...

25/04/2026

Hicaz Demir Yolu, Osmanlı İmparatorluğu'nun en vizyoner projelerinden biri olarak tarih sahnesindeki yerini yeniden güçlendiriyor. İstanbul'dan başlayarak Anadolu'yu boydan boya geçen, oradan Suriye ve Ürdün üzerinden kutsal topraklar olan Medine ve Mekke'ye uzanan bu tarihi hat, bölge ülkeleri arasındaki kültürel ve ekonomik bağları modern bir anlayışla tekrar canlandırmayı hedefliyor. İkinci Abdülhamid döneminde "mukaddes yol" olarak inşa edilen bu güzergah, günümüzün lojistik ihtiyaçları ve gelişen ulaşım ağlarıyla entegre edilerek Orta Doğu ve Anadolu coğrafyasını demir ağlarla birbirine bağlıyor. Projenin hayata geçmesiyle birlikte, sadece yolcu taşımacılığında değil, ticari koridorların verimliliğinde de büyük bir sıçrama yaşanması bekleniyor. Tarihin derinliklerinden gelen bu mirasın, yüksek teknolojiye sahip modern raylarla buluşması hem bölgesel barışa hem de sürdürülebilir kalkınmaya hizmet edecek devasa bir adım olarak görülüyor. Geçmişin manevi değerlerini geleceğin hızıyla birleştiren Hicaz Demir Yolu, coğrafyanın kaderini değiştirecek bir köprü olma özelliğini sürdürüyor.

23/04/2026

HAYIRLI CUMALAR....

Bismillahirrahmanirrahim,

Allah’ım! Muhammed ve Ehlibeyt’ine rahmet eyle ve seni çağırdığımda duamı icabete eriştir; seni nida ettiğimde, nidamı duy; sana yalvarıp yakardığımda bana (lütuf gözüyle) bak. Ben sana doğru yönelmiş, sana boyun eğip yalvararak ve katındaki sevabı dileyerek huzurunda durmuşum. İçimde olanı biliyorsun; ihtiyacımdan haberdar ve kalbimdekine vakıfsın. Dönüşüm ve döneceğim yer, söylemek istediğim söz, dile getirmek istediğim ihtiyaç ve akıbetim için umduklarım sana gizli değildir.

Ey Sahibim! Senin takdir ve hükmün, ömrümün sonuna dek benden vuku bulacak her şeyde, zahir ve batınımda caridir. Kemal ve eksikliğim, yarar ve zararım başkasının değil, senin elindedir.

Allah’ım! Rızkımı sen vermezsen, kim verir! Eğer bana, yardım etmeyerek yalnız bırakırsan, kim yardım eder! Allah’ım! Gazabından ve azabından sana sığınırım.

Allah’ım! Gazabından ve azabından sana sığınırım.

Allah’ım! Ben rahmetine layık olmasam da, sen geniş fazlın ve rahmetinle bana bağışta bulunmaya layıksın.

Allah’ım! -Sanki kıyamet kopmuş da- yalnız başıma huzurunda durmuş gibiyim, sana olan güzel tevekkülüm bana gölge etmiş, kerem ve ihsanına layık olanı yapmışsın ve affınla günahlarımı örtmüşsün.

Allah’ım! Beni bağışlarsan ne güzel, zaten bağışlamaya senden daha layık olan kim var? Eğer ecelim gelip çatmış olurda amelim beni sana yaklaştırmamışsa, günahlarımı itiraf etmeyi affına vesile kılıyorum.

Allah’ım! Nefsime yönelmekle kendime zulmettim, eğer beni affetmezsen yazıklar olsun bana!

Allah’ım! Bu güne kadar ihsanını benden esirgemedin, ölümle başlayan hayatımda da kesme.

Allah’ım! Öldükten sonra bana hüsn-ü nazarından nasıl keserim ümidimi, oysaki sen hayatımda iyilikten başka bir şey yapmadın bana.

Allah’ım! Sana yakışır şekilde işlerimi yoluna koy ve cehalet bataklığına batmış bir günahkâra kendi lütuf ve fazlın ile merhamet eyle.

Allah’ım! Dünyada birçok günahlarımı gizli tuttun, ahirette onları gizli tutmana da muhtacım.

Allah’ım! Günahlarımı salih kullarına açmayarak lütfettin bana; öyleyse kıyamet günü bütün kulların karşısında rüsva etme beni.

Allah’ım! Bağışın arzumu çoğalttı; affın ise amelimden daha üstündür. Allah’ım! Kullarının arasında hükmettiğin gün, huzuruna çıkmakla beni mesrur eyle.

Allah’ım! Senden özür dilemem, mazeritinin kabul olmasından müstağni olmayan -çaresiz- kimsenin özür dilemesidir. Öyleyse, ey günahkârların kendisinden özür dilediği en keremli zat, mazeretimi kabul buyur.

Allah’ım! Hacetimi reddetme, dileğimi boşa çıkarma, lütuf ve kereminden ümidimi kesme.

Allah’ım! Eğer aşağılığımı isteseydin beni hidayet etmezdin; eğer rezil olmamı irade etseydin beni kurtarmazdın.

Allah’ım! Senden isteyerek ömrümü tükettiğim ihtiyacımı reddeceğini hiç sanmıyorum.

Allah’ım! Hamd sanadır daima, ezelden ebede. Artar eksilmez; sevdiğin ve razı olduğun gibi. Allah’ım! Eğer suçumdan ötürü beni alıkoyarsan affına, günahlarımdan ötürü ise alıkoyarsan mağfiretine sarılırım. Eğer beni ateşe atar isen, “Seni seviyorum!” diye haykırırım ateş ehline.

Allah’ım! Nasıl ayrılayım huzurundan mahrum ve nasipsiz? Oysaki lütfünle bağışlanmış ve kurtulmuş olarak geri döndürmeni güzelce ummaktayım.

Allah’ım Ömrümü gaflet pisliğinde tükettim, gençliğimi de senden uzak kalma sarhoşluğuyla geçirdim.

Allah’ım! Verdiğin nimetle mağrur olduğum ve gazabına doğru gittiğim günlerde gaflet uykusundan uyanamadım.

Allah’ım! Ben senin kulunum ve kulunun oğluyum, huzurunda durmuş ve kereminle sana tevessül etmiş bulunuyorum.

Allah’ım! Kulun olarak huzurunda, hayâmın azlığından yaptığım kötü amellerimden sıyrılarak sana yöneliyor ve senden af talep ediyorum; çünkü af, senin kerem ve lütfünün özelliğidir.

Allah’ım! Beni muhabbetin için uyarmadan önce sana isyan etmekten beni alıkoyacak bir gücüm yoktu. -Muhabbet ışığın kalbimde yandıktan sonra ise- nasıl olmamı istediysem öyle oldum; beni kerem ve lütfüne dahil ettiğinden ve kalbimi senden gaflet etme kirlerinden temizlendiğinden dolayı sana şükrediyorum.

Allah’ım! Ey aldanandan uzak olmayan yakın! Ey mükâfatını ümit edenden esirgemeyen cömert! Kendisini çağırdığında sana icabet eden ve yardımınla amele sevk ettiğinde sana itaat eden kimseye baktığın gibi bana bak.
Mabudum! İştiyakla sana yaklaşan bir kalp, doğruluğu sana yükselen bir dil ve değeri, sana yaklaşmaya vesile olan bir bakış bana bağışla.

Allah’ım! Seninle tanınan, şöhretsiz; sana sığınan, zelil ve kendisine teveccüh ettiğin kimse de başkalarına köle olmaz.

Allah’ım! Senin yoluna yönelen aydınlanır ve sana sığınan korunur; ey mevlam, ben sana sığındım; rahmetine olan ümidimi kereminin güzelliğinden kesmedim.

Allah’ım! Eğer hatalarım beni, senin yanında düşürüp zelil etmişse o halde beni, sana olan hüsn-ü tevekkülümle affet. -Sana gönül bağladığım için beni bağışla.

Allah’ım! Eğer günahlarım beni, lütfünün güzelliklerinden uzaklaştırmışsa, şüphesiz şefkatinin güzelliğine olan yakinim beni -sana kavuşmaya hazırlanmaktan beni uyutmuşsa, değerli nimetlerini tanımak beni uyandırmıştır.-

Allah’ım! Eğer beni büyük -azabın ateşe çekiyorsa, büyük mükâfatın da beni cennete doğru çekiyor.

Allah’ım! Öyleyse senin -rızana kavuşmak için istiyorum ve sana yalvarıp niyaz ediyorum; senden Muhammed ve Ehlibeyti’-ne rahmet etmeni ve beni, daima seni anan, ahdini bozmayan, sana şükretmekten gafil olmayan ve emrini hafife almayan kimselerden kılmanı istiyorum.

Allah’ım! Beni, seni tanımam, senden gayrisinden yüz çevirmem için izzetinin güzel nuruna kavuştur; ey celal ve ikram sahibi Allah.
Ve Allah, Resulü Muhammed’e ve onun tertemiz Ehlibeyt’ine salat ve çokça selâm eylesin.

Bu Bütün imamlarımıza mensup yüce ve derin manaları içeren bir münacaattır, ve huzur-i kalp hâsıl olan her zamanda okunması iyidir.

CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN..
SELAM VE DUA İLE VESSELAM

ABDULHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU...

Cennet Mekân, Sultan Abdülhamid Han'ın oğullarından dördü; Sol üstten 1. : Şehzade Mehmet Selim Efendi Sağ üstten 2. : Ş...
21/04/2026

Cennet Mekân, Sultan Abdülhamid Han'ın oğullarından dördü;

Sol üstten 1. : Şehzade Mehmet Selim Efendi

Sağ üstten 2. : Şehzade Abdülkadir Efendi

Sol Alttan 3. : Şehzade Nurettin Efendi

Sağ Alttan 4. : Şehzade Abdürrahim Hayri Efendi

Mekanları cennet, mâkamları âli ve kabirleri pür - nur olsun inşaallah.

“Baltacı Mehmed Paşa ile Katerina’nın ‘Aşkı’: Efsane mi, Gerçek mi?”1711 Prut Savaşı’nda Osmanlı ordusu, Rusları Prut Ne...
13/04/2026

“Baltacı Mehmed Paşa ile Katerina’nın ‘Aşkı’: Efsane mi, Gerçek mi?”
1711 Prut Savaşı’nda Osmanlı ordusu, Rusları Prut Nehri’nde kuşattı. Çar Petro’nun 38 bin askeri açlık, susuzluk ve bataklıkta çaresizdi — Osmanlı 140-200 bin askerle üstün durumdaydı. Petro bile “her şey bitti” diye mektup yazdı. Zafer kapıdaydı… ama barış yapıldı.
Peki meşhur dedikodu? “Çariçe Katerina, Baltacı Paşa’nın çadırına girip onu baştan çıkardı, geceyi birlikte geçirdiler, paşa zaferi sattı” diye anlatılır. Bu tamamen uydurma!
Gerçekler:
• Katerina o sırada Petro’nun resmi eşi değil, sevgilisiydi (evlenmeleri 1712’de).
• Osmanlı kaynakları (Raşid Tarihi, Prut ruznâmesi) ve Rus arşivleri hiçbir “aşk buluşması”ndan bahsetmez.
• Barış, diplomatik görüşmelerle, Rus elçisi Şafirov’un hediyeleri (mücevher, kürk) ve Yeniçeri yorgunluğuyla oldu. Kırım Hanı da “salın gitsin” dedi.
Tarihçiler ne diyor?
• Halil İnalcık (Osmanlı tarihinin dev ismi): “Osmanlı en büyük stratejik fırsatını kaçırdı” diyor — ama Katerina yüzünden değil, iç baskılar yüzünden.
• Modern araştırmalarda (örneğin Euronews’te Katerina Sarayı Müdürü’nün açıklaması): “Bu efsane, edebiyat ve dedikodu ürünü. Hiçbir belge yok.”
Sonuç: Zafer elimizdeydi, Moskova’ya kadar gidebilirdik — ama fırsat kaçtı. Petro kurtuldu, sonra Rusya’yı büyüttü. Baltacı azledildi, dedikodularla karalandı.

Sultan İbrahim Hakkında: “Deli” Lakabı ve GerçeklerGiriş: Lakabın KökeniOsmanlı tarihinde Sultan İbrahim, “Deli İbrahim”...
12/04/2026

Sultan İbrahim Hakkında: “Deli” Lakabı ve Gerçekler
Giriş: Lakabın Kökeni
Osmanlı tarihinde Sultan İbrahim, “Deli İbrahim” diye anılır. Ama bu sıfat, dedikodulardan ve sonradan yapılan yorumlardan doğdu. Gerçekte, onun hayatı delilikten çok korku ve yalnızlıkla geçti. Tarihçiler bugün bunu “travmatik bir ruh” olarak açıklıyor.
Erken Hayat ve Kafes Yılları
1615’te doğdu, I. Ahmed’in oğlu. Babası erken vefat etti, ağabeyi IV. Murad tahta çıktı. Murad’ın dönemi sertti; İbrahim, kardeşlerinin akıbetinden dolayı derin bir ölüm korkusu yaşadı. Bu yüzden 23 yıl boyunca “kafes” denen dar, penceresiz bir odada tutuldu. Dış dünyadan kopuk, sessiz, yalnız… Bu izolasyon, sinirlerini yordu, baş ağrıları ve buhranlar getirdi. Travma işte buradan başladı.
Tahta Çıkışı ve İlk Yıllar
1640’ta, 25 yaşında tahta geçti. Ağabeyinin ölüm haberine inanmadı bile; “Beni de mi öldürecekler?” diye düşündü. Yine de başlangıçta akıllıca davrandı: Piyasayı düzeltti, reformlar yaptı. Ama yalnızlık ve korku, zamanla onu hassaslaştırdı.
“Deli” Lakabının Gerçek Nedeni
Lakap, asıl 20. yüzyıl başlarında popüler oldu. Döneminde bile “deli” denmedi; “hassas, asabi” dendi. Samur kürk düşkünlüğü, lüksler abartıldı ama bunlar psikolojik çöküşün sonucu. Kafeste geçen yıllar, ölüm korkusu… Bunlar aklı değil, ruhu yıprattı. Tarihçiler diyor ki: Deli değil, kırılmış bir padişah.
Son Dönem ve Tahttan İndirilmesi
Girit Savaşı uzadı, kışlar sert geçti, halk sıkıntı çekti. Bu hoşnutsuzluk, 1648’de isyana döndü. Yeniçeriler ve ulema birleşti, tahtı oğlu IV. Mehmed’e verdi. İbrahim’in yalnızlığı ve hassasiyeti, bu olaylarda da rol oynadı.
Sonuç: Gerçek İbrahim
Deli İbrahim değil, Korkmuş İbrahim. Kafeste geçen yıllar, kardeşlerinin gölgesi, sürekli tedirginlik… Bunlar onu mütevazı, hassas bir adam yaptı. Fermanlarında bile “Yanlış yazdıysam söyle” derdi. Dedikodular şişirdi, gerçek ise acı bir yalnızlık.

Fransa İmparatoriçesi (Napolyon III’ün Karısı) Sultan Abdülaziz’e Âşık Oldu mu?Saraydaki Dedikodu1869’da İmparatoriçe Eu...
07/04/2026

Fransa İmparatoriçesi (Napolyon III’ün Karısı) Sultan Abdülaziz’e Âşık Oldu mu?
Saraydaki Dedikodu

1869’da İmparatoriçe Eugénie İstanbul’a gelir, Sultan Abdülaziz’le Paris’ten tanışıklık var ya, haremde Valide Pertevniyal’le görüşür. Dedikoduya göre Eugénie oğlunun koluna girer, belki elini tutar, belki öpücük kondurur… Valide Sultan kükrer: “Bu Frank kadını neyin nesi!” diye bağırır, yelpazeyle şak diye suratına tokat atar – bazıları “yumruk” der. Eugénie şokta, ağlayarak kaçar. Sarayda fırtına: “Valide imparatoriçeyi kovdu, defol dedi!” Sonra iş büyür: Beylerbeyi’nde gizli buluşma, geceyi birlikte geçirme… Tam yasak aşk fısıltısı!
📌Gerçek Olan Hikâyeyi Anlatalım – Belgeli ve Düzgünce ;
📌1869’da Eugénie İstanbul’a gelir, Abdülaziz’le diplomatik ziyaret yapar. Haremde Valide’yle görüşür; tokat, yumruk, aşk yok – hepsi resmi nezaket ve protokol. Tarihçiler (İlber Ortaylı, John Freely) bunu “abartılı rivayet” diye görür, resmi kayıtlarda yok. Abdülaziz yakışıklı, uzun boylu, iri yarı ama asıl kibar ve ağırbaşlı – Eugénie’ye hürmet gösterir, yanlış anlaşılma belki bakışta kalır. Aşk? Kesinlikle hayır, sadece diplomas

Selamünaleyküm  II. Abdülhamid Anadolu’da hizmet etmiş mi, etmemiş mi?  Sadece birkaç örnek…Aşağıdakileri inceleyin 👇  🕌...
06/04/2026

Selamünaleyküm
II. Abdülhamid Anadolu’da hizmet etmiş mi, etmemiş mi?
Sadece birkaç örnek…
Aşağıdakileri inceleyin 👇
🕌 CAMİLER
• Eskişehir Mahmudiye Çarşı Camii
• Ankara Keskin Camii
• Amasya Şirvanlı / Azeriler Camii
• Bursa Hikmetiye Camii
• Konya Hamidiye Camii
• Sivas Divriği Hamidiye Camii
• Trabzon Hamidiye Camii
• İzmir Kemeraltı Camii (restorasyon + eklemeler)
• Diyarbakır Hamidiye Camii
🎓 EĞİTİM YAPILARI
• Erzurum Hamidiye Medresesi / Rüştiyesi
• Malatya Hamidiye Rüştiyesi
• Kayseri Hamidiye Sanayi Mektebi / İdadi Mektebi
• Bursa Hamidiye İdadi Mektebi
• Sivas İdadi Mektebi / Sanayi Mektebi (şimdi müze)
• Konya İdadi Mektebi
• Diyarbakır Sanayi Mektebi
• Adana Hamidiye İptidai ve Rüştiye
• Trabzon Hamidiye Okulu
• Van Rüştiye Mektebi
• Eskişehir Sanayi Mektebi
• Ankara Hamidiye Rüştiyesi
🏥 DİĞER KAMU YAPILARI
• Adana Hamidiye Hastanesi
• Van Hamidiye Çeşmesi
📌 Not:
Anadolu’nun dört bir yanında yüzlerce sıbyan mektebi, rüştiye, çeşme, yol ve kamu eseri bulunmaktadır.
Bunlar sadece birkaç örnek…

Sultan I. Mustafa: Mezcup mu, Deli mi, Veli mi?Osmanlı tarihinde en az konuşulan, en gizemli padişahlardan biri: I. Must...
06/04/2026

Sultan I. Mustafa: Mezcup mu, Deli mi, Veli mi?
Osmanlı tarihinde en az konuşulan, en gizemli padişahlardan biri: I. Mustafa. 1591 doğumlu, III. Mehmed’in oğlu. İki kez tahta çıktı – toplam bir yıldan az sürdü – ama hayatı tam bir muamma. 1617’de kardeşinin ölümüyle ilk kez padişah oldu, “devlet işleriyle uğraşamam” diye reddetti, 96 gün sonra indirildi. 1622’de Genç Osman’ın katlinden sonra askerler tarafından zorla tekrar tahta çıkarıldı, 1 yıl 3 ay sürdü, sonra “akıl sağlığı” bahanesiyle indirildi. 1639’da öldü, Ayasofya’ya gömüldü.
“Deli Mustafa” denir ama bu lakap propaganda kokuyor. Sarayda ölüm korkusuyla büyüdü, kardeş katli korkusu ruhunu yordu. Garip hareketleri var: Denize inci serper, balıklara altın atar, orta oyunu izlerken oyunculara mücevher yağdırır, vezirlerin kavuklarını yuvarlar, sokaklarda para dağıtırdı. Fatih Camii’nde isyan bastırılırken namaz kılanları bile öldürttüler, cesetler lağıma atıldı – o sırada “Osman gel, beni kurtar!” diye feryat ettiği söylenir.
Bazıları onu mezcup, yani “aşk-ı ilahiyle dolu” veli görür: Kadınlara ilgi duymaz, cariyeler arasında bekâr kaldı, derviş gibi yaşadı. Tarihçiler “şuur bozukluğu” der ama belki sadece korku, baskı ve yalnızlıktı. Osmanlı’da iki kez tahta çıkan son padişah, kardeş tahtı geleneğini kıran ilk isim.
Duygusal bir trajedi: Delilik değil, belki de aşırı hassasiyet… 👇🏼
Sizce neydi? Mezcup mu, deli mi, veli mi? Yorumlarda paylaşın, merak ediyorum!

Sultan V. Murad: 93 Günlük Padişahİnce ruhlu, yardımsever, sanatkâr bir adamdı. Fransızca, piyano, mimarlık, marangozluk...
06/04/2026

Sultan V. Murad: 93 Günlük Padişah
İnce ruhlu, yardımsever, sanatkâr bir adamdı. Fransızca, piyano, mimarlık, marangozluk bile öğrendi; Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi Yeni Osmanlılar’dan ders aldı. Halkın derdine üzülür, fakirlere el uzatırdı – liberal, hürriyetçiydi, meşrutiyet hayali kurardı.
1867’de amcası Sultan Abdülaziz’le Avrupa’ya gitti; Paris, Londra, Viyana’yı gördü. Orada İngiliz prenslerle (sonra VII. Edward) samimi oldu, Batı kültürünü yakından tanıdı. Bu seyahat onun açık fikirli yanını daha da güçlendirdi.
1876’da tahta çıktı, ama sadece 93 gün sürdü. Amcası Abdülaziz’in trajik ölümü (intihar mı, suikast mı hâlâ tartışmalı) onu derinden sarstı. Zaten içki alıyordu ama bu olay sonrası alkolü artırdı, depresyonu ağırlaştı, aklı karıştı. Dışarıdan “parmağı var” diye suçlandı, paranoyası tavan yaptı.
1872’de Mason locasına girdi – Avrupa’daki dostlukları, Yeni Osmanlılar’ın etkisiyle; reform için sosyal bir ağ sandı ama umduğunu bulamadı. Kardeşi Abdülhamid ise Masonluğu pek tasvip etmezdi; ona sık sık “içkiyi bırak” diye tembih eder, alkolünü azaltmasını isterdi – ama bu uyarılar da işe yaramadı.
Tahttan indirildi, Çırağan Sarayı’nda 28 yıl hapis yaşadı.
Duygusal, kırılgan biriydi – alkol değil, o trajedi bitirdi onu. İnce ruhu, yardımseverliği ve Avrupa’yı gören ilk Osmanlı hanedanı üyesi olmasıyla hatırlanmayı hak ediyor.
Kaynaklar 📓 📔
📌Bu bilgiler, Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin “Kıskaçtaki Padişah - Sultan V. Murad” makalesi ve TDV İslam Ansiklopedisi’ndeki Murad V maddesi gibi güvenilir kaynaklardan derlendi. Tarihçi Murat Bardakçı da onun Masonluk ve sağlık durumunu sıkça ele aldı, detaylı yorumlar yaptı.

“Feriye Sarayı’nda Bir Cinayet: Sultan Abdülaziz Han Neden Öldürüldü?”30 Mayıs 1876’da Hüseyin Avni Paşa ve Midhat Paşa ...
06/04/2026

“Feriye Sarayı’nda Bir Cinayet: Sultan Abdülaziz Han Neden Öldürüldü?”
30 Mayıs 1876’da Hüseyin Avni Paşa ve Midhat Paşa öncülüğünde darbe yapıldı. Sultan tahttan indirildi, Feriye Sarayı’na hapsedildi. Sadece altı gün sonra, 4 Haziran sabahı odasında ölü bulundu: İki bileği de ustaca kesilmiş, kan göl içinde.
İntihar mı? Hayır.
• Bilek kesikleri çok düzgün, damarlar tam isabetle alınmış – bir padişahın kendi eliyle yapması zor.
• Kan miktarı intihara göre fazla; yerdeki leke ve duvar sıçramaları boğulma veya darp izi taşıyor.
• Kapılar içeriden kilitli ama anahtar dışarıda, yardım gecikmiş.
• Doktor raporu bile “şüpheli” diyor; II. Abdülhamid’in 1880’deki Yıldız Mahkemesi’nde cinayet kararı çıktı.
Katiller kim?
• Hüseyin Avni Paşa (serasker, darbenin askeri beyni, en büyük şüpheli)
• Midhat Paşa (fikir babası, anayasa yanlısı, baş sanık)
• Mütercim Mehmed Rüşdi Paşa (sadrazam, darbede aktif rol)
• Hasan Hayrullah Efendi (şeyhülislam, fetva veren)
• Süleyman Hüsnü Paşa (askeri komutan)
• Damat Mahmud Celaleddin Paşa (saray bağlantılı)
• Pehlivan Mustafa Çavuş ve Pehlivan Cezayirli Mustafa (doğrudan infazcı şüphelileri, bilek kesenler)
Amaç: Yeni padişah V. Murad’ı korkutmak, reformları hızlandırmak. Abdülaziz’in borçları ve Avrupa sevdası da “kurban” yapılmasını kolaylaştırdı.
İlber Ortaylı bile “kuşkulu” diyor: “Bir padişahın bilekleri neden kesilir?” Tarih intiharı kabul etmiyor – bu bir siyasi infaz.
Cinayet kokusu hâlâ burnumuzda.

Address

Türkiye � Istanbul
Istanbul
34384

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Osmanlı Hanedan Vakfı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share