Kur'an ve İslam

Kur'an ve İslam KUR'AN-I KERİMİ ÇİRKİN EMELLERİNE ALET EDİP
KENDİ İSTEKLERİNE GÖRE YORUMLAMAYA ÇALIŞAN
MÜSTEŞRİKLERE VE AYNI YOLUN YOLCULARINA
CEVAPLAR...

Yüce yaratıcımız, Rabbimiz: “(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye. (Nahl Suresi / 44) buyurduğu halde Peygamber Efendimizi dinde saf dışı bırakarak Kur'an-ı Kerimi kendi heva ve heveslerine göre yorumlamaya kalkanları deşifre ediyoruz ve cevap veriyoruz...

08/08/2019

بِئْسَمَا اشْتَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْ اَنْ يَكْفُرُوا بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ بَغْيًا اَنْ يُنَزِّلَ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۚ فَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ عَلٰى غَضَبٍۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ مُه۪ينٌ
Allah’ın kullarından dilediğine peygamberlik ihsan etmesini kıskandıkları için Allah’ın indirdiğini inkar ederek kendilerini satmaları ne kötü bir şeydir. Böylece gazap üstüne gazaba çarpıldılar. Kafirler için aşağılayıcı bir azap vardır. (Bakara 90)

07/04/2019

İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz."
(Bakara 83)

Önceki Bakara 81. ayette “ateş bize sayılı gün dokunur” diyen Yahudilere Allah’u Teala cevap ererek buyuruyor ki: “Durun...
03/04/2019

Önceki Bakara 81. ayette “ateş bize sayılı gün dokunur” diyen Yahudilere Allah’u Teala cevap ererek buyuruyor ki: “Durun sizin temenni ve arzu ettiğiniz gibi değildir. Bilakis durum şöyledir. Kim bir kötülük yapar da kötülüğü onu kuşatır, o da kıyamete iyiliksiz giderse, bütün amelleri kötülük olursa o cehennemliktir.”

Müfessir sahabelerden İbni Abbas (radıyallahu anhuma) “kötülük eder ve kötülüğü kendisini kuşatırsa” ifadesini “yani kim sizin gibi inkar eder ve inkarı kendisini kuşatırsa iyiliği yoktur” cümlesiyle tefsir etmiştir.

Kur’an’daki Tekrarların Sebebi Nedir? Arap edebiyatına vakıf olanlar, hem ayetlerin i’câzına hem de Kur’an’ın tertibine ...
13/11/2018

Kur’an’daki Tekrarların Sebebi Nedir?
Arap edebiyatına vakıf olanlar, hem ayetlerin i’câzına hem de Kur’an’ın tertibine hayran olur.

Bundan mahrum olanlar ise onda sadece kelimeleri ve onların oluşturdukları sûretleri görür. Edebi ve dini gayeye mebni olarak zikredilen, bazen cümle tamam olduktan sonra gelen ve verdiği mana itibariyle de tekrar edilmemesi halinde ya manada ya da ibarede bozukluk olacağını izhar eden tekrarların hikmeti ,ancak Kur’anî bir zevke vakıf olan rabbânî alimlerde ortaya çıkar. Bir çiçeğin arıda bala, diğer hayvanlarda ise necasete dönüşmesi gibi, derin bir Arapça’ya vakıf olanlar nezdinde tekrarlar imanın güçlenmesine cühelâda
ise inhitâta sebep olur. Bu yüzden saf bir Arapça’ya vakıf olan Sahâbede tekrar, imana vesile olurken, Mustafa Öztürk gibi mübtediler nazarında “hata” olarak
addedilmektedir.

Kur’an’daki tekrarların işlevini şu iki sûre bağlamında mülahaza edelim: “Allah Teâlâ, Rahman Sûresi’nin ikinci ayetinde Rahman’ın Kur’an’ı öğrettiğini, üçüncü ayette ise insanı yarattığını ifade eder. “Kur’an’ı öğretmeyi”, “insanı yaratma”dan önce zikrederek, “kulun bu Kur’an’ı öğrenmek ve Ona göre yaşamak için yaratıldığına” işaret eder. Sûre’nin baş tarafındaki 12 ayetle sûreye bir mukaddime yapar; âleme bir mizan koyduğunu bildirir. Farklı vurgularla “mizan” kelimesini üç defa tekrar ederek inse ve cinne dair pek çok nimetin hatırlatılacağı ve her birinin müstakil bir mevzu bağlamında ele alınacağı tekrarlara alıştırır. Nasıl ki her ders, her mesai, her ameliye benzer ifadelerle başlar ve biter. Kur’an da insan için hayati derecede önem arz eden her bir nimeti müstakil bir mevzu bağlamında değerlendirir ve her birinin sonunda ins ve cinne, “Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?” (Rahman 13) diye sorar.

Mürselât Sûresi’nde on yerde tekrar edilen “Vay haline o gün yalanlayanların” ayetinde Allah Teâlâ on farklı mevzudan bahseder ve her birini müstakil bir konu olarak arz eder; Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman (Mürselat 8) diye başlayan
ve“Vay haline o gün yalanlayanların” (Mürselat 15) ayetiyle biten birinci bölüm kıyâmetten, 16. ve 19. ayetlerden oluşan ikinci bölüm ise önceki milletlerin yok olmaları yanında, Allah’ın hakikati yalanlayanlara karşı değişmez kanunlarının olduğunu bildirir. 20. ve 24. ayetlerden oluşan üçüncü bölüm ise yaratılıştan ve bunun ilham ettiği takdir ve tedbirlerden bahsediyor.365 Allah Teâlâ yaratılışın kodlarını unuttuğundan dolayı kendini kaybeden insanı, sûre içerisinde esasta birbirine bağlı, detayda farklı konularda ibret yolculuklarına çıkarır ve her yolculuğun nihayetinde “Vay haline o gün yalanlayanların” (mürselat 15) ayetini zikrederek seyahati sonlandırır.

Sûredeki her bir yolculuğun sonunda, insana Ahiret hatırlatılır, bir uyarı cümlesiyle ona “eşyayı gerçek şekliyle düşün”, denir. Tıpkı yolun ortasına yığılan bir sarhoşu polisin kaldırıp, “niçin eşyanın hakikatini yalanlarcasına, araçlara ait olan bu yolu yatak olarak kullanıyorsun?’’ şeklinde uyarması gibi. Sarhoş başka bir sokağa girip, öncekinde olduğu gibi yatarsa polis onu kaldırır ve yine aynı cümleyle ikaz eder. Allah Telala da ayetini tekrar ederek dünyaya dalan ,bu dalışıyla da yaratılış amacını unutan insana “kendine gel” der.

09/01/2018

(Haktan korkanlar) öyle kimselerdir ki, şüphesiz Rablerine kavuşucu ve muhakkak ancak ona (huzur-i manevisine) dönücü olduklarına yakinen (şüphe etmeden) inanırlar. (Bakara 46)

10/12/2017

وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلاَّ عَلَى الْخَاشِعِينَ

"Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir." (Bakara 45)

(Ayette geçen sabırdan maksadın oruç olduğu bildirilmiştir. Oruç ve namaz imanı takviye eder, nefsin kibrini kırar, tembelliği ve uyuşukluğu giderir, zor işler karşısında insanı güçlü kılar. Tebarî’nin rivayetine göre Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) zor bir işle karşılaştığı zaman hemen namaz kılardı.

“Allah’a saygıdan kalbi ürperenler” diye tercüme edilen “haşiîn” zümresine namaz kılmak, oruç tutmak, sabırlı olmak, her yerde ve zamanda gerçekleri söylemekten çekinmek zor gelmez, zira onlar Allah sevgisiyle kalpleri dolmuş kimselerdir.)

09/12/2017

وَآمِنُوا بِمَا أَنزَلْتُ مُصَدِّقاً لِّمَا مَعَكُمْ وَلاَ تَكُونُوا أَوَّلَ كَافِرٍ بِهِ وَلاَ تَشْتَرُواْ بِآيَاتِي ثَمَناً قَلِيلاً وَإِيَّايَ فَاتَّقُونِ
Elinizdekini (Tevrat’ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur’an’a) iman edin. Sakın onu inkâr edenlerin ilki olmayın! Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) korkun. (Bakara 41)

(Kur’an önceki ilahi kitapların varlığını tasdik eder. Ancak bu tasdik onların değiştirilmemiş ve geçerli olduğu anlamına gelmez. Ayetlerin az bir karşılığa satılması ise dünyalık çıkar karşılığında ayetlerin nefsani bir şekilde yanlış tevil edilmesi veya toptan değiştirilmesidir. Günümüzde de batının kuyruğuna takılan kimseler Peygamberimizin Kur’an anlayışını ve uygulamasını yok sayarak Kur’an ayetlerini kendi heva ve heveslerine göre yorumlamakta, ahirete kıyasla az bir çıkar için satmaktadırlar.)

29/11/2017

وَالَّذِينَ كَفَروا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, Onlar o(cehennem) ateşin(in ayrılmaz) arkadaşlarıdır, onlar orada ebedi kalırlar. (BAKARA 39)

07/10/2017
18/08/2017

Fatiha Suresinin İsimleri Yazar: Editor · Ağustos 18, 2017 1) Fatihatu’l-Kitab Mushaftar, talim ve namazda kıraat bu sûre ile başladığı için, “Fâtihatü’l-Kitâb” (Kitabın başlangıcı, girişi) diye isimlendirilmiştir Veya hamd, ileride de anlatılacağı gibi, her sözün başı olduğu için, bu sûre, bu isiml...

18/07/2017

Ölünün Arkasından Kur’an Okunur mu? Okunan Kur’an’ın ölüye bir faydası var mı? Yazar: Editor · Yayımlanmış Temmuz 17, 2017 · Güncellendi Temmuz 17, 2017  SORU: Yasin Suresi 70. ayette “Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye.” buyruluyor. Bu ayetten yola çıkarak Kur’an’ın ölüler i...

En’am 159 ve Rûm 31-32 ayetler – Mezhepler dini bölüp parçalıyor mu?   Bir takım insanlar tarafından ameli mezheplerin M...
02/07/2017

En’am 159 ve Rûm 31-32 ayetler – Mezhepler dini bölüp parçalıyor mu?
Bir takım insanlar tarafından ameli mezheplerin Müslümanları bölüp parçaladığı iddia ediliyor ve Kur’an’daki şu ayetler buna delil olarak gösteriliyor. O ayetlerin meali şöyledir:

“Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.” (En’am 159)

“Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki ile sevinip böbürlenmektedir.” (Rûm 31-32

Bilindiği üzere Hanefi, Şafi, Maliki ve Hanbeli olmak üzere günümüze ulaşan 4 mezhep var. bu dört mezhep “inanç” itibariyle değil amel yönünden farklılıkar göstermekte. Yani bu mezhepler “amel” ibadet yönünden İslamı ele alarak ve örneğin namazın nasıl kılınacağını, abdestin nasıl alınacağını ayet ve hadisten yola çıkarak ortaya koyan yapılardır.

Ayetlerde geçen “din” tabiri ise “iman ve inanç” ile alaklıdır. Ayette “müşriklerden” buyrularak ayetlerin asıl hedefinin Allah’a iftira eden “müşrik” Yahudi ve Hıristiyanlar olduğu belirtilmiştir.

İbn Abbâs der ki: Onlar Yahudi ve Hıristiyanlardır. Hanîf olan İbrahim’in dinini çeşitli parçalara ayırdılar. Onların cezası Allah’a aittir. Onları cezalandırmayı o üzerine almıştır. Sonra da onlara çirkin işlerini haber verecektir.

ONLAR GİBİ OLUNMAMASI İSTENMİŞTİR
Yahudi ve Hıristiyanlar Hazreti İsa’yı ilahlaştırmak, Allah’a üçün üçüncüsü demek gibi küfür inançları sebebiyle müşrik olmuşlar, sonradan uydurdukları batıl inançlarla dinlerini parça parça etmişlerdir.

Allahu Teala Müslümanları da ikaz ederek Yahudi ve Hıristiyanların dinlerini parça parça ettiği gibi İslam dinine Peygamber ve Ashabında olmayan batıl inançlar sokmalarını, onlar gibi olmamalarını istemiştir.

Ebu Hureyre Radıyallahu anh, Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in bu ayet-i kerime hakkın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “(Allah’u Teala bana) Şüphesiz dinlerini parçalayıp fırka fırka olanlar (var ya); sen onlardan değilsin, onlar da senden değildirler. (buyurdu) Onlar bu ümmet içerisindeki bidat (uydurma inanç)ların ehli, süphe sahipleri ve sapıklık ashabıdır.” (Taberi, Cami’u’l-Beyan, No:13271, 5/414, İbni Kesir: 2/182)

Ömer b. Hattap (Radıyallahu anh) şöyle rivayet etmiştir: Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aişe validemize hitaben şöyle buyurmuştur:
“Ey Aişe! Dinlerini parçalayıp şi’a şi’a olanlar, heva (arzuya bağlı itikat) ashabı ve bid’at (dinde olmayan yeni inanç) sahipleridir. Ey Aişe! Her günah sahibi için bir tevbe vardır. Ancak bid’at ashabına tevbe nasip olmaz. Onlar benden uzaktırlar, ben de onlardan beriyim.” (İbn-i Ebi hatim, Taberani, Hakim-i Tirmizi, Ebu Nuaym, Haysemi, Beğavi, Suyuti)

Ümmü Seleme (Radıyallahu anha): “Bir kimse Resulüllah ile hiçbir ilişkisi kalmamasından sakınsın.” Buyurmuş ve sonra: “Şüphesiz dinlerini parçalayıp fırka fırka olanlar (var ya) sen onlardan değilsin” kavl-i şerifini okumuştur.” (Taberi, No: 1473-75, 5/415)

Bütün bu deliller ışığında bu ayetlerin ameli mezhepleri değil İslam dinine sonradan sokulan bid’at inançları haber verdiği söylenebilir…

www.kuranveislam.net

Address

İslam
Istanbul
34600

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kur'an ve İslam posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share