61B

61B İstanbul Üniversitesi'nden öğrencilerin,
yaşam alanı olan kampüslerdeki gelişmeler ve
sorunlarına yer veren, 'gaste'si.

Bu isimle ilk defa kampüste boy gösterirken aslında yeni değil yaptığımız. 2007’den beri çıkan BeyaZIT Gastesi’ni Gezi Direnişi’nden sonra 61B ismiyle, yani Haziran boyu yurttaki toplumsal muhalefetin kalbi Taksim’den kampüsümüze, Beyazıt’a gelen otobüsün ismiyle, değiştiriyoruz. Ama iddia sabit: Dekanlıkların, Rektörlüğün çıkarttığı bol reklamlı, sponsorlu ve bol yalakalı gazetelere inat, öğrenci

nin kendi gündemini oluşturarak ve üniversite bileşenlerine alan açarak öğrencinin ve kampüsün gazetesi olmak. İmkanlar sınırlı. Dolayısıyla çıkan gazetenin belli bir değeri yok, çünkü değerine paha biçilemez. En önemlisi Taksim’den aldığı ruhla Beyazıt’ta da “rahat durmaz”. Çünkü bilir ki, direnmek keyfi değildir. Çünkü bilir ki direnişin merkezi kişinin ayağını bastığı yerdir. Kıyıda köşede sakladığınız, günlük gazetelerde yer bulamadığınız yazılarınız, şiirleriniz ya da diyecek bir derdiniz varsa dermanınız burada. Çünkü burada kampüse dair her şey var iken ve aslında kendini ifade etmek de özellikle Beyazıt’ta bu kadar zor iken 61B’de buluşmalı. Biraz Taksim havası almalı. “Özgürlüğünüz ancak bizim tarafımızdan tanındığı ölçüde özgürlüğünüzdür” tadında davranan ve özgürlüklerin paketlere sığacağını sanan mevcut hükümete kendi alanımızdan kendi uğraşlarımızla cevap verelim: Özgürlük bizim ellerimizde...

Özge’mizi unutmadık! Unutmayacağız.2015’te de Özgemiz Aramızda…5 Mart 2014’te üniversite bahçesinde SBF 6. Kadın şenliği...
04/03/2015

Özge’mizi unutmadık! Unutmayacağız.

2015’te de Özgemiz Aramızda…
5 Mart 2014’te üniversite bahçesinde SBF 6. Kadın şenliğini kutlarken ağaca “Ne Seninim Ne Kara Toprağın” kartonunu asarken bunun bir gün sonra, Özge’yi katleden için yazıldığını hiç tahmin edemezdik. 6 Mart akşamı uluslararası ilişkiler bölümü ikinci sınıf öğrencisi Özge Gündoğan’ın okul çıkışı ev yolunda bindiği otobüste, ayrıldığı eski erkek arkadaşının kurşunlarına can vererek öldürüldüğünü duyduğumuzda kartondaki ifadenin soğuk gerçekliği ile çarpıldık.

Çoğumuz Özge’yi tanımadı. Ama Toplumsal Cinsiyet ve Siyaset dersimizden, ataerkil sistemin kadınları ezdiği, susturduğu hatta ortadan kaldırdığının neden ve sonuçlarını iyi biliyorduk. Bu olaya tepkisiz kalamazdık. Tepki kısa sürede yaygınlaştı. Özge’nin elinden alınan yılları göstermek için bir mum yakma etkiliği düzenlendi. Bunu sosyal paylaşım ağları üzerinden olabildiğince insana ulaştırmaya çalıştık. Sonraki gün, Özge için bir araya gelen yüzlerce insan vardı fakültede. Hocalarımız, fakülte çalışanları, hatta hazırladığımız kağıtları parasız çeken Reha fotokopi bizi yalnız bırakmadılar. Üniversitemizin diğer birimlerindeki hocalar ve öğrencilerle hep birlikteydik. Uzakta olanlar ya da gelemeyenler bulundukları yerde Özge için mum yakıp bunun fotoğraflarını paylaştılar.

Bu sadece Özge’nin öldürülmesi değildi. Kadınlara yönelik cinayetlerin devam eden bir örneğiydi. Sabah erken saatlerden itibaren üzerinde “Arkadaşımı öldüremezsin!” “Öğrencimi öldüremezsin!”, “Kız kardeşimi öldüremezsin!”, “Kızımı öldüremezsin!”, “Annemi öldüremezsin!”, “Hocamı öldüremezsin!” yazan kağıtları kampüsteki öğrencilere kadın ve erkek öğrenciler olarak birlikte dağıttık. Afişler için bez, karton ve boyalar aldık. Öğlene doğru yeni arkadaşlarla afişleri hazırladık. Erkek öğrenciler tepkilerini, isyanlarını kampüste gördükleri erkek öğrencilerin avuçlarına “Kadınları öldürmek erkeklikse, ben erkek değilim!” yazısını sıkıştırarak gösterdiler. Aynı ifadeyi fakültenin ön duvarına afiş olarak da astılar.
Onlarca erkek, erkeklik mağduru Özge için katıldı törene.

Üzgündük, buruktu içimiz. Kadını kendi malı olarak gören düşünceyi ve düzeni; kadını erkek şiddetinden korumayan kurumları; şiddeti doğallaştıran, haklılaştıran söylemleri; kadına şiddet uygulayanları affeden yasal sistemi eleştirdik. Özge için bir yandan canımız yanıyorken diğer yandan da erkekliğe, erkek egemen zihniyete, ataerkiye, kadın cinayetlerine karşı kadın-erkek, öğrenci-akademisyen, fakülte emekçileri-fotokopici herkes verdiği destek ve gösterdiği tepkiyle umut ışığını da hissettirdi hepimize. Daha adil, daha eşit, daha yaşanabilir bir dünya umutlarını kaybetmemeyi de…
Aradan bir yıl geçti. Bu arada başka Özgeler de katledildi. Ama biz hala daha adil, daha eşit, daha yaşanabilir bir dünya umudunu kaybetmedik, kaybetmeyeceğiz.

İ.Ü.SBF kadın ve erkek öğrencileri, Mart 2015.

İstanbul Üniversitesi'nde Olağanüstü Hal!Dün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın Süleymaniye Camii'si...
28/02/2015

İstanbul Üniversitesi'nde Olağanüstü Hal!

Dün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın Süleymaniye Camii'sine cuma ziyaretinde bulunması sebebiyle çevik kuvvet, Beyazıt merkez kampüse konuşlandı. Okula giriş-çıkışlar geçici olarak engellendi. Polisi, üniversitelerinde görmek istemeyen öğrenciler durumu protesto ettiler. Özel güvenlik birimleri, sivil polis ve çevik kuvvetin, öğrencilere karşı tutumu karşısında kısa süreli arbede yaşandı.

Öğrenciler çevik kuvvetin okulda olmasının anormalliğini fotoğraflarken, protesto sonrası okulu terkeden çevik kuvvet polislerinin de pişkince öğrencilerin fotoğraflarını çektiği görüldü.

Milletvekili adayı olmak da zor zanaat, sen tut koskoca rektörlükten istifa etmek zorunda kal!
10/02/2015

Milletvekili adayı olmak da zor zanaat, sen tut koskoca rektörlükten istifa etmek zorunda kal!

Genel seçimler öncesinde kamu çalışanlarının...

BİR ''REZA'' DA İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ'NDE ÇIKTI!Belirtilen iddialara göre, fakültenin haber ajansı olan İÜHA’da kadrolu ...
10/02/2015

BİR ''REZA'' DA İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ'NDE ÇIKTI!

Belirtilen iddialara göre, fakültenin haber ajansı olan İÜHA’da kadrolu olarak çalışan altı öğrenci, ajanstaki işlerine son verildikten sonra maaşlarının, ajans sorumlusu Doç. Dr. Şebnem Çağlar tarafından çekilmeye devam edildiği iddiasıyla cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardı. Öğrenciler, Çağlar'ın kendilerine ödenen 200 liralık maaşı çekebilmeleri için aldıkları banka kartını, şifresiyle birlikte istediğini belirtti ve aylar sonra hesap hareket cetvellerine baktıklarında, işten ayrılmalarına rağmen maaşlarının yatırılmaya devam ettiğini ve paranın çekilmekte olduğunu gördüler. Ajanstan ayrılan öğrencilerin maaş hesaplarının kapatılmayarak, bu hesaplara para yatmaya devam ettiği ve bu paraların Doç. Dr. Şebnem Çağlar, İran asıllı öğrenci Savash Porgham Rezaeieh ve ajansta çalışan editör Elif Akkan tarafından çekildiği ileri sürülüyor. Öğrencilerin savcılığa ve okul yetkililerine şikâyette bulunması üzerine idari soruşturma başlatılmış, savcılık konuyu görevsizlik kararıyla Yükseköğretim Kurumu’na sevk etmişti. Soruşturmalar sonuçlanmamışken, Şebnem Çağlar’ın fakültedeki görevi sürmekte ve Savash Porgham Rezaeieh’ın akademik kariyerine başlaması beklenmekte.

Fakülte ile ilgili iddialar ne yazık ki bu kadarla sınırlı değil:

-2010 yılında fakültede Haber Toplama ve Yazma dersini veren Doç. Şebnem Çağlar, öğrencilerin sınav kağıtlarını o dönemde ikinci öğretim öğrencisi olan İran asıllı Savash Porgham Rezaeieh'e okutuyordu.

- İran asıllı öğrenci istediği öğrencilerin dersi geçmelerinde yardımcı oldu.

- Şebnem Çağlar, söz konusu öğrenci tarafından yazılan "Şövalyelik Mesleği Gazeteciliğin Keskin Kılıcı: Haber" kitabını, 2. sınıfların "Radyo Televizyon Haberciliği" dersinde okutulması için zorunlu tuttu.

- Bu kitap olayının fakültede duyulması üzerine, "Şövalyelik Mesleği Gazeteciliğin Uzmanlık Alanları" adıyla ikinci bir kitap basıldı. İkinci kitap Şebnem Çağlar'ın adıyla kitap sitelerinde gözüktü.

- Bu olaylar sonrasında akademisyen Çağlar ve öğrenci Rezaeieh hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturmadaki üyeler daha soruşturma başlamadan "Bu gereksiz bir olay, yalandır, önemli bir şey değil" ifadesini kullandı. Soruşturma sonunda Çağlar’a ceza verilmezken, öğrenci Rezaeieh’e verilen kınama cezası rektörlük tarafından kaldırıldı.

- Fakültedeki bir öğretim üyesine bu olaylara karşı çıktığı için soruşturma açıldı.

-İran asıllı öğrenci Rezaeieh, fakültedeki bir hocanın dersine girerek hakaretler yağdırdı ve hocanın talebine rağmen hiçbir soruşturma açılmadı.

- Hakaret ettiği hocanın sınavına girmeyen öğrenci Rezaeieh, oturduğu yerden çok uzak olan Çekmeköy Safiye Ali Aile Sağlık Ocağı'ndan sağlık raporu aldı. Bu sağlık ocağında Doç.Dr. Şebnem Çağlar'ın kardeşi Alper Çağlar'ın çalıştığı ortaya çıktı.

Son olarak, soruşturmalar henüz sonuçlanmamışken, Şebnem Çağlar’ın fakültedeki görevi sürmekte ve Savash Porgham Rezaeieh’ın akademik kariyerine başlaması beklenmekte. Bu aşamada tek engel, Savash Porgham Rezaeieh’ın veremediği birkaç dersten geçmesi. Fakat bireysel yetersizlikleri gerekçesiyle söz konusu derslerden geçer not alamadığı belirtilen Rezaeieh, bu durumu farklı bir yöntemle çözme yoluna giderek, dersi veren akademisyene ‘kişisel husumet nedeniyle geçer not vermediği’ ve ‘akademisyenin derslere girmediğini’ gerekçeleriyle bir soruşturma açmış durumda. Akademisyenin bahsettiği derslere katıldığı, dersi alan öğrenciler tarafından teyit edildi. Rezaeieh'in açtığı soruşturma da, söz konusu akademisyenin aleyhinde sonuçlanırsa, görevinden ihraç edilmesi olasılığını da hatırlatmakta fayda var. Öğrenciler, fakültelerindeki durumun ciddiyetini belirterek hatırlatarak herkesi kampanyaya destek olmaya çağırdı.

Müşteri değil öğrenciyiz!Eğitimin piyasalaştırılmasına geçit vermeyeceğiz!2 ŞUBAT PAZARTESİ SAAT: 13.00'da HUKUK FAKÜLTE...
01/02/2015

Müşteri değil öğrenciyiz!
Eğitimin piyasalaştırılmasına geçit vermeyeceğiz!
2 ŞUBAT PAZARTESİ SAAT: 13.00'da HUKUK FAKÜLTESİ HAVUZLU BAHÇE'de toplanıyoruz. Katlamalı harçları konuşuyoruz.
Tüm İstanbul Üniversitesi öğrencilerine çağrımızdır.

İstanbul Üniversitesi | Tarihten Geleceğe Bilim Köprüsü - 1453

Paris'te 12 kişinin ölümüne neden olan mizah dergisi Charlie Hebdo katliamı ve gözaltında öldürülen muhabir Metin Göktep...
08/01/2015

Paris'te 12 kişinin ölümüne neden olan mizah dergisi Charlie Hebdo katliamı ve gözaltında öldürülen muhabir Metin Göktepe'nin ölüm yıl dönümü sebebiyle İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde bir anma düzenlendi. Öğrenciler; Hrant D**k, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve Musa Anter suikastlerinin de bugünkü olayları gerçekleştiren zihniyetten farkı olmadığını, baskılara rağmen kalem tutmaya devam edeceklerini ve mücadelenin sürdüğünü belirttiler.

“5 Ocak 1999 Berkin'in doğduğu gündü.16 Haziran 2013 sabahı ise devletin polisi tarafından, Okmeydanı'nda evimizin bir ü...
05/01/2015

“5 Ocak 1999 Berkin'in doğduğu gündü.

16 Haziran 2013 sabahı ise devletin polisi tarafından, Okmeydanı'nda evimizin bir üst sokağında vurulduğu gün henüz 14 yaşındaydı Berkin.

11 Mart 2014 ise Berkin'in 269 gün süren yoğun bakımdaki koma halinin sona erdiği ve 15 yaşındayken hayata veda ettiği gündü...

Berkin artık büyümüyor ve geçen zaman öldürülmüş bir çocuğun yaralarını iyileştirmiyor.

Berkin'i öldürenler bugüne kadar yargı önüne çıkarılmadı. Zaten açılmış bir dava da yok... Sadece bitmeyen, bitirilmeyen, bitmesine müsade edilmeyen bir soruşturma var o kadar...

Ahmet Atakan'ın, Medeni Yıldırım'ın tespit edilmeyen ve yargı önüne çıkarılmayan failleri, olmayan mahkemeleri gibi... Gezi'de gözlerini kaybeden onlarca gencimizin sakat kalmalarına sebebiyet veren failler ve olmayan mahkemeler gibi... Okan Göçer'i, Mustafa Ali'yi, Lobna'yı öldürmek için vuranların yakalanmaması, açılmış bir mahkeme olmaması gibi...

Ethem Sarısülük'ün göstermelik bir ceza alan katili ve o katili kahraman ilan eden emniyeti saymıyoruz bile, Ali İsmail'in henüz tutuklanmamış katilleri varken, tutuklanmış olanların ise hala bir ceza almamış olması bu ülkenin bir başka büyük ayıbı...

Abdullah'ın, Hasan Ferit'in ve Mehmet'in katillerinin adeta senaryosu çok önceden yazılmış bir tiyatro oyunu sahneye konuyor gibi mahkemeler nezdinde devlet tarafından korunup kollanmaları gibi..

Bu ülkede adalet yok, hukuk yok, sanık yok, ceza yok...

Tek gerçek:

Büyümüyor ölü çocuklar.

İstanbul Kent ve Kuzey Ormanları Savunması'nın yaptığı çağrıyla 28 Aralık'ta gerçekleşen Kent Mitingi'nde doğayı talan e...
28/12/2014

İstanbul Kent ve Kuzey Ormanları Savunması'nın yaptığı çağrıyla 28 Aralık'ta
gerçekleşen Kent Mitingi'nde doğayı talan eden ve ranta açanlara, şehrin meydanlarını sırf alkol içiliyor diye şirketlere satıp özelleştirenlere
karşı; doğayı, emeği ve kenti savunan binlerce insan Kadıköy'de bir araya geldi.

İstanbul Üniversitesi'nden öğrenciler de Yırcalıların, bisikletlilerin ve rengarenk pankartlarıyla yürüyen kentlilerin kortejine katıldı.

Kent ve Doğa Mitingi için buluşuyoruz!28 Aralık Pazar,11.00 Karaköy Vapuru 12.00 Rexx Sineması
26/12/2014

Kent ve Doğa Mitingi için buluşuyoruz!
28 Aralık Pazar,
11.00 Karaköy Vapuru
12.00 Rexx Sineması

Bugün özel güvenlik birimi ve sivil polis, edebiyat fakültesinde öğrenci afişlerine müdahale etti. Çıkan arbedede 3 öğre...
28/11/2014

Bugün özel güvenlik birimi ve sivil polis, edebiyat fakültesinde öğrenci afişlerine müdahale etti. Çıkan arbedede 3 öğrenci gözaltına alınırken, kadın bir öğrencinin yüzünü bir ögb çalışanı tekmeledi.

09/10/2014

Az önce öğrenilen bir bilgiye göre bu sabahki Işid saldırısı esnasında gözaltına alınan 28 İstanbul Üniversitesi öğrencisi serbest bırakıldı.

Address

Istanbul
34116

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when 61B posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share