Arkadaş Listenizi Hızlı Bir Şekilde Davet Etmek İçin:1-)''Arkadaşlarına Öner'' butonuna tıkla2-)''http://...'' yazan yeri komple sil.javascript:fs.select_all();Bu kodu oraya yapıştırıp Enter'e tıkla... Kafkas ve Galiçya Cephelerinde Ruslar’a; Sina, Filistin, Suriye, Irak cephelerinde İngilizlere, Çanakkale cephesinde İngiliz ve Fransızlara karşı savaşmıştı Anadolu. Yemen, Trablusgarp, Balkan savaş
larının ardı sıra…
Yorgun ve umutsuzdu millet…
Tarih sahnesini terk etmek üzere olan imparatorluk mondrosla ateşkesti, sevre dirençsizdi. Namık Kemal soruyordu:
Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini? Ordu için yapılır; para için bulunur; düşman için yenilir diyen, vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur kurtaracak bahtı kara maderini diye cevap veren, ömrü savaş meydanlarında geçen yiğit bir Türk evladı ve inançlı yol arkadaşları vardı (hamdolsun). Bir bölümü yanında, bir bölümü Anadolu’da O’nu bekliyorlardı. Vatan onlara mezar olmadan düşmana gülzar olmazdı!
Önce İstanbul’da görüşmeler yaptı sonra ordu müfettişi göreviyle Samsun’a çıktı. Tarih 1919’un 19 Mayısıydı. Samsuna çıktıktan birkaç ay sonra Ruşen Eşrefle yapmış olduğu röportajda; bu milletin, bu memleketin parçalanmaması için şahsi rütbeleri ve mevkileri feda ettiklerini söylüyor, bunu anlamayan ve milleti hala kendi kafalarının keyfine göre idare etmeye çalışanların millet için artık tahammül edilemeyen belalar hükmünde olduğunu dile getiriyordu. Böyle kendinden emin ve inançlı konuşan kişi çok iyi bilir ki çıktığı yolun sonunda idam ve zafer ikilisinden başka üçüncü bir alternatif yoktur. Hayatı zafer ve ölüm çizgisinde yaşayabilmek için de korku denilen duyguyu çoktan yenmiş olmak gerekir. O da öyle biriydi zaten: KORKUSUZ BİR YÜREK! Nazım Hikmet, Kurtuluş Savaşı Destanı adlı şiirinin sekizinci babında onu ‘’sarışın bir kurda benziyordu’’ diye tasvir ediyor. Aynen doğrudur. Türklük sevdalısı mavi gözlü sarışın bir bozkurttu O! O, kahraman bir askere, şerefli bir vatan evladına, onurlu bir insana yakışanı yaptı. Güç için, iktidar için, para için değil, vatan için, millet için, bağımsızlık için savaştı. Ve kazandı. Sadece savaş meydanlarında elde edilmiş başarılarla değil, her alanda modern dünya ile rekabet edebilecek atılımlarla yükselen bir devletin kurucu lideri oldu: 17. Türk Devletini kurdu. Cumhurbaşkanlığı forsunda 16 yıldızın etrafını çevrelediği güneşle sembolize edilen, tarihte 2. Türk ismi geçen, vatandaşı olduğumuz devletimizi. Kurucu ideolojisi Türk milliyetçiliği olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti. O, Türk Milliyetçiliği’nin 20 yy.’daki önderidir. Yalnızca Türkiye’nin değil, bütün Türk Dünyası’nın lideriydi. Türk dünyasının sorunlarıyla yakından ilgilenirdi.
12 Kasım 1933 yılında bağımsızlığını ilan eden Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan devlet Türkiye oldu. Ve Türkler’in lideri Doğu Türkistan’dan gelen Uygur heyetine şöyle seslendi:
Al bayraktan Gök Bayrağa selam olsun!
‘’Ne mutlu Türküm diyene’’ sözünün büyük sahibi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü saygı ve minnetle anıyoruz. Allah ondan razı olsun, mekanı cennet olsun. O’NU SEVİYORUZ.