13/07/2021
Statik hocamız Prof. Turgut Paylı 'yı anmadan geçemeyeceğim. Biz burnu büyük mimarlara, statik dersi vermek için ne
taklalar atardı.
Sınavları unutulmazdı. Önce bütün sınıfa tahtaya yazdığı son derece zor bir soru sorardı.
Bu sorunun cevabını hiç birimiz bilemezdik.
Muzip bir gülümsemeyle ikinci etapta, ilk soruyu bilememiş bizleri, tek tek sınıfa alır ve kendi eliyle hazırladığı kartları
çekmemizi ister ve kartın üzerindeki iki sorudan birini yapmamızı söylerdi. Bu sorulardan biri zor, diğeri ise çok kolay
olurdu. Genellikle kolay olan soruyu yapar ve bunun sonucunda sınıfı geçerdik.
Turgut Bey'in bu tavrı hep kafamı karıştırmıştır. Ne yapmak istediğini eğitimin sonuna doğru anladım. Onun aslında bize
öğretmek istediği tek bir şey vardı.
"Hiç bir şeyi bilmeden mezun oluyorsunuz !"
Mimarların taşıyıcı sistemleri ve depremi öğrenebilmeleri için bu konulara daha fazla vakit ayıracakları bir eğitim sisteminin
olması gerektiğini düşünürdü.
Turgut Bey'in o alaycı gülümsemesinin üzerimizde oluşturduğu eziklikle "mimar olduk."
"Biz mimarlar bu işi biliriz, depremi tanırız" diyenlere hiç güvenmedim bu yüzden.
Keşke yıkılan yüzlerce yapıyı çizen mimarlar arasında da bir araştırma yapılsa, hatta anketler yapılsa "deprem denen
avare" ile ilgili daha önce kafalarında nasıl bir fikir vardı araştırılsa. Bu araştırma sonusunda uygulamada yapılan çalma
çırpmaların yanında, planlama ve karar hatalarından dolayı da binalar göçmüş olduğu görülecektir. Ülkemizde bina
yapımının "asıl aktörü" mimarlar olmasa da, bunun dikkate alınması gerekir...
Deprem genel bilgileri, Türkiye'de ve özellikle Istanbul'da alinmasi gereken onlemler