06/12/2025
BASIN BİLDİRİSİ
MİLLİ PARKTA YANGIN YOLU AÇILMASI - ARAÇ VE İNSAN BASKISI
Orman İşletme Müdürlüğü tarafından, Milli Parkın Olukludere Kanyonu içinden, doğu istikametine doğru bir yangın yolu açıldığını, binlerce ağacın kesilmiş olduğunu ve bu bölgedeki tüm bitki örtüsünün yok edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz.
Batı Anadolu kıyılarındaki en hassas ekosistemlerin bulunduğu bu alanda yangın yolu açılmasının, doğal habitatların parçalanmasına yol açtığını, hassas türlerin yaşam alanlarını böldüğünü ve hareketlerini kısıtladığını, yıllardır burada var olan ağaçların kesimi neticesinde toprak erozyonunun oluşacağını ve bitki örtüsünün tahribatıyla olumsuz etkiler yaratacağını ve bu durumun milli parkların temel amacı olan biyoçeşitliliğin korunması ilkesine aykırı olduğunu düşünüyoruz.
Milli Park’ta yangın riskinin azaltılması konusunda uzun yıllardır eksik bırakılan temel unsur, ziyaretçi ve araç baskısının bilimsel taşıma kapasitesi sınırları içinde tutulmaması ve yangın riskinin yükseldiği dönemlerde koruyucu yönetim uygulamalarının yeterince hayata geçirilememesidir.
Özellikle yaz aylarında sıcaklık artışı, düşük nem, kuvvetli rüzgârlar ve yoğun rekreasyonel kullanımın birleşmesiyle Milli Parkın yangın açısından oldukça kırılgan bir yapıya büründüğü bilinmesine rağmen, yangın yolundan önce alınması gereken birçok tedbir varken, niçin sadece yangın yolu açılmaktadır.
Bu konuda bilimsel çalışmaları bulunan Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tendü Hilal GÖKTUĞ'un önerilerini akılcı, doğru ve olumlu buluyoruz.
Yapılan çalışmalarda özellikle İçmeler, Aydınlık, Kavaklıburun ve Karasu çevresinde ziyaretçi ve araç yoğunluğunun yüksek olduğu ve yangın çıkma olasılığının diğer bölgelere göre daha fazla olduğu ortaya konulmuştur. Bu bulgular, yangın riskinin arttığı dönemlerde bu bölgelerde ziyaretçi sayısının azaltılmasının ve mevsimsel kullanımın sınırlandırılmasının önemini göstermektedir.
Ancak yangın riskinin en yoğun olduğu dönemlerde Milli Parkta günlük 1500 araç ve 8 bine yakın ziyaretçiye giriş izni verilmektedir.
Hatta bu sayının arttırılmasına, daha fazla araç ve ziyaretçi alınmasına yönelik bir çalışmanın olduğu vatandaşlar arasında konuşulmaktadır.
Uluslararası standartlara göre, taşıma kapasitesi alana fiziki olarak sığabilen araç sayısı üzerinden değil, sosyal ve ekolojik göstergeler dikkate alınarak hesaplanması gerekmektedir. Bu göstergelerin değerlendirme süreçlerine yeterince yansımaması, yangın riskinin artmasına yol açmaktadır.
Bununla birlikte, yangın yönetimi açısından stratejik konumlarda, peyzaj bütünlüğünü minimum düzeyde etkileyen ve ekosistem temelli planlamaya dayalı olarak oluşturulan yangın yolları, elbette ki gerekli ve işlevseldir. Ancak bu tür yolların ekolojik hassasiyet, topoğrafya, yakıt yükü, rüzgâr yönelimleri ve ziyaretçi erişimi gibi değişkenler dikkate alınarak planlanması esastır. Aksi halde, birçok araştırma kontrolsüz veya ekolojik duyarlılığı yüksek alanlarda açılan yeni yolların, yangın riskini azaltmaktan ziyade bazı ekosistem bileşenleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini göstermektedir.
Örneğin, korunan alan sınırları içinde plansız olarak açılan yolların ekosistem bütünlüğünü zayıflatarak bazı durumlarda yangın davranışını ve insan kaynaklı yangın olasılığını artırabileceği belirtilmektedir (Forman & Alexander, 1998; Syphard ve ark., 2007). Yol açıklıkları ile kenar etkilerinin mikroiklimi değiştirerek yangın sıklığı ve şiddetini etkileyebildiği bilinmektedir (Pinto & Fernandes, 2014). Ayrıca yol kenarlarının istilacı bitki türlerinin yayılması için koridor oluşturması, yakıt yapısını değiştirerek yangın davranışı üzerinde dolaylı etkiler yaratabilmektedir (Mortensen ve ark., 2009).
Yangın başlangıç noktalarına ilişkin çalışmalar ise yangınların önemli bir kısmının yol kenarları veya yol yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerden kaynaklandığını, dolayısıyla yeni yolların insan erişimini artırarak tutuşma olasılığını yükseltebildiğini göstermektedir (Narayanaraj & Wimberly, 2012; Ricotta ve ark., 2018; Balch ve ark., 2017). Bu örnekler, özellikle hassas habitatlarda plansız yol açımının risk yaratabileceğine işaret etmektedir.
Uluslararası deneyimler, yangın riskinin azaltılmasında en etkili yaklaşımın ziyaretçi baskısının azaltılması, riskin yüksek olduğu dönemlerde alan kullanımının sınırlandırılması, ateş ve sigara kullanımının etkin biçimde denetlenmesi, ziyaretçilere yönelik bilgilendirme süreçlerinin güçlendirilmesi ve erken uyarı–izleme sistemlerinin etkinleştirilmesi olduğunu göstermektedir.
Üniversitenin yapmış olduğu çalışmalarda ayrıca, Milli Parkın tek yönlü giriş–çıkış sisteminin olası bir yangın durumunda önemli güvenlik riskleri doğurabileceğini göstermektedir. Böyle bir durumda araç yoğunluğunun çok kısa sürede dar yolları tıkayacağı öngörülmektedir. Bu durum acil müdahale araçlarının olay yerine ulaşmasını güçleştirecek; hatta bazı noktalarda tamamen engelleyecektir. Ziyaretçilerin alanı iyi tanımaması ve panik davranışlarının ortaya çıkması, hızlı ilerleyen bir yangın senaryosunda ciddi tehlikelere yol açabilir ve can kaybı riskini artırabilir. Bu bağlamda, ziyaretçilerin bulunmadığı zamanlarda gerçekleştirilen yangın tatbikatlarının gerçek durumu tam olarak yansıtması da mümkün değildir; çünkü yoğun kalabalıkların panik halinde nasıl davranacağını öngörmek oldukça zordur. Bu nedenle tatbikat ve risk planlarının, insan davranışını da içeren daha gerçekçi senaryolarla desteklenmesi gerekmektedir.
Tüm bu değerlendirmeler bir arada ele alındığında, yangın riskinin azaltılmasına yönelik çalışmaların, ekosistemin korunması ile ziyaretçi güvenliğinin birlikte gözetildiği bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesinin büyük önem taşıdığı görülmektedir. Bu çerçevede, ziyaretçi baskısının bilimsel verilere dayalı olarak yönetilmesi, yangın riskinin yüksek olduğu dönemlerde alan kullanımının sınırlandırılması ve doğaya en az müdahaleyle risk azaltımının sağlanması etkili sonuçlar doğuracaktır.
Özellikle sıcak ve kurak geçen aylarda Milli Parka alınan araç sayısı 1500'den aşağıya çekilmeli, Güzelçamlı'da bir otopark alanı oluşturularak, ziyaretçilerin Milli Park içine toplu taşıma ile uzun vadede de akülü araçlarla girebileceği planlamalar yapılmalıdır.
Dilek Yarımadası–Büyük Menderes Deltası Milli Parkı Türkiye'nin en önemli Milli Parklarının başında gelmekte, gelecek nesillere ulaşması için koruyarak kullanılması gerekmektedir.
Burada alınacak kararlarda bölgenin doğal değerlerinin korunması, ziyaretçi güvenliğinin sağlanması ve ekosistem temelli bilimsel verilerin dikkate alınması gerektiğine inanıyoruz.
Bu nedenle karar süreçlerinin, bölge halkı, bilim insanları ve sivil toplumun katkılarıyla; şeffaf, katılımcı ve koruma öncelikli bir anlayışla yürütülmesinin büyük önem taşıdığını özellikle vurgulamak isteriz.
Sivil toplum örgütleri olarak bu doğal ve kültürel mirasın korunması için her türlü katkıyı yapmaya hazırız.
KUŞADASI SİVİL TOPLUM PLATFORMU
GÜZELÇAMLI TEMA VAKFI TEMSİLCİLİĞİ – GÜZELÇAMLI DOĞA YÜRÜYÜŞÇÜLERİ GRUBU – GÜZELÇAMLI MERDİVEN TOPLUMSAL GİRİŞİM VE GELİŞİM DERNEĞİ – KUŞADASI KENT KONSEYİ – TMMOB MİMARLAR ODASI KUŞADASI TEMSİLCİLİĞİ - EKOSİSTEMİ KORUMA VE DOĞA SEVENLER DERNEĞİ – ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ KUŞADASI ŞUBESİ – KUŞADASI ÇEVRE PLATFORMU – CAFERLİ GÜZELLEŞTİRME VE DAYANIŞMA DERNEĞİ – TARIMDA KADIN KOOPERATİFİ – KUŞAKK KUŞADASI KADIN GİRİŞİMİ ÜRETİM VE İŞLETME KOOPERATİFİ