O.M.Ü Eğitim Fak. 89-91 Mezunları

O.M.Ü Eğitim Fak. 89-91 Mezunları Beni ihanetin dostu, karanlığın yoldaşı olmama suçundan ıslah edemezsiniz!!!!!!

Utanmayanların yüzkarası olmaya devam edeceğim!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Kendinden kaçamazsın” derler, bilirsin, nereye gitsen “bu şehir arkandan gelecektir” der o büyük şair, onu da bilirsin; yine de gideceksindir çünkü gitmezsen kendinde kalamazsın artık, bir daha kendin olamazsın, bunu da bir tek sen anlarsın… ve seni senin gibiler anlar…

Yaşadıklarından çok yaşadıkları

nı nasıl hissettiğindir önemli olan… sorsalar anlatamazsın… kelimeler, duygularını tarifte yetersiz kaldığından değil, şimdi o duygular anlamlarına sığmadığı için… “sıkıldım” dersin, bunaldığını söylersin, yenilenmekten bahsedersin, farklı şeylerle beslenmek arzunu dile getirirsin, kıstırılmışlık hissinin altını çizersin, tazelenmek ihtiyacını öne sürersin, her biri doğrudur lakin hiçbiri dolduramaz tanımladığı mananın içini, sendeki karşılığını veremez…

“bir yere” gitmeyi istemezsin, yalnızca gitmektir istediğin… gitmek, arınmaktır böyle zamanlarda… kalbini kıran, zihnini yoran, durmadan tekrarlayan ne varsa hepsinden soyunmak çabasıdır…

Kulağını bir yabancı dilin ritmi doldurmalı, sokaklar başka kokmalıdır… aşina olmadığın yüzler görmelisindir etrafında, değişmelidir alıştığın sesler ve renkler, damağında hissettiğin lezzetler… katıldığın sohbetler bilmediğin dünyanın kapısını aralamalıdır… ancak öyle varırsın dillerin, seslerin, renklerin, lezzetlerin, kokuların, yaşadığının farkına… alışkanlıklar algılanmaz olur zira zamanla…

İki türlüdür gitmeler; ya yeni başlangıçlara ya bir şeyleri tümden bitirip nokta koymaya…

Hangisi olursa olsun sebebin, dokunsalar ağlayacak gibisindir… ağlarsın da, ama gözyaşların yetmez akıtmaya içindeki tortuyu… çaresiz, gideceksindir…mecbursundur adeta, duramazsın, durduramazsın, mantığınla bastıramazsın, sanki bir nevi ölmektir kalmak…gitmek…

Nedir seni bu hale getiren… ruhunun derinliklerinde senden bile habersiz yaşayan bir ümidin solması mı… bir umudun kırılmasından ziyade umut etmenin anlamsızlaşması mı… gerçeklerin hayal kırıklığına uğratmasından çok, hayal kurdurmayacak kadar çoraklaşması mı…

Yalnızca aşk durdurur gitme isteğinin, yalnızca aşk şifa olur… belki de eksikliğinin hissettiğin sadece odur… aşk gelirse eğer diğer her eksik gözden kaybolur…

Dostların yanılıyordur, sen kendinden kaçmıyorsundur, uzaklaşmayı dilediğin taze bir soluk aldırmayan atmosferdir çevreni saran… çalkantılı dursa da aslında sürüp giden monotonluktur…derinlikleri algılayamayan hayat tarzlarıdır… anlayışlı sandıklarının duyarsızlığıdır…yıllarca olgunlaşmayıp, olgun keyiflerin tadına eremeyenlerdir… egolarında boğulup incelikleri umursamayan, hassasiyetine dokunup seni nasıl incittiklerine aldırmayanlardır…

İşte o zaman gitmek kendinden kaçmak değil kendine kaçmaktır… nicedir unuttuğun, seni sen yapan ”öz”leri bulmaktır yeniden… altüst edip gönlünü, atılması gerekenleri atmak, yer açmaktır yeni ihtiyaçlarına… üstünü örttüklerini hepten gömmek veya açıp özgür bırakmaktır… keşfe çıkmaktır benliğinin labirentlerinde… dışarıdan esen taze havayla havalandırmaktır içinin.

13/05/2021

Şeker tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle
İyi Bayramlar

19/05/2019

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızın 100. Yılı kutlu olsun.

04/06/2017

 

10/11/2016
10/11/2016
17/08/2016

MUHTEŞEM BİR HİKAYE : GÖZ YAŞLARIYLA OKUYACAKSINIZ !!!

Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkâns
ızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış
ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı. Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, Bayan Mediha onun kâğıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük? F? (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.

Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli?

İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor.?

Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.

Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:

"Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok
fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.

Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.

Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri
getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya
kadar bu böyle devam etti.

Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı
ile beceriksizce sarılmıştı.

Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.

Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.

Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden
sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları
eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik
ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta
ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini
söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.

Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu,
ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında
üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını,
sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile
mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm
yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl
daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan
sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala
karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi
ismi biraz daha uzundu.

Mektup söyle imzalanmıştı,

Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)

Öykü burada bitmiyor.

Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.

Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının
birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan
Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.

Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu?

Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.

Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle fısıldadı,

"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.

Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim"

Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi,

Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana
öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum".

Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturmaya Çalışın

(Daha önce hiç bir gönderiyi paylaşın diye rica da bulunmadım. Ama bu gönderiyi paylaşın, paylaşın ki hâlâ insanlığın ölmediğini herkese gösterelim...)

20/11/2015
20/11/2015

Aşık Veysel

Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilit...
24/09/2015

Bugün Kurban Bayramı, kurbanlar kesilecek sevap niyetiyle etler dağıtılacak herkese. Yürekler bir olacak gönüllere kilitlenecek. Gökler rahmet bereketiyle yağmurlar boşaltacak yeryüzüne. Bugün hepimizin yüreği şenlenip bayram sevinciyle coşacak. Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun.

07/09/2015
29/08/2015

Şimdiye kadar, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen olan Dünyamızı yani evimizi ne kadar tanıyoruz?

Address

Atakum Eğitim Fakültesi
Samsun

Telephone

+905434258674

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when O.M.Ü Eğitim Fak. 89-91 Mezunları posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The University

Send a message to O.M.Ü Eğitim Fak. 89-91 Mezunları:

Share